Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu gönül coğrafyasının farklı noktalarında düzenlediği iftar programlarıyla yaşatmaya devam ediyor.

Bu kapsamda, dost ve kardeş Libya’nın başkenti Trablus’ta, Sosyal Dayanışma Fonu Genel Müdürlüğüne bağlı Sidi Elmasry Özel Bakıma Muhtaç Çocuklar Merkezinde anlamlı bir iftar programı gerçekleştirildi.

Düzenlenen iftar programında yetim ve özel ihtiyaç sahibi çocuklar, aileleri, merkez çalışanları ile Türk kurum ve kuruluş temsilcilerinden oluşan toplam 250 kişi bir araya geldi. Programda Ramazan ayının manevi atmosferi paylaşılırken birlik, beraberlik ve dayanışma duyguları ön plana çıktı.

Trablus Koordinatörü Ali Suha Bacanakgil, iftar programının ardından yaptığı açıklamada, Gönül Soframıza engelli çocukların ve ailelerinin yanı sıra Trablus Yetimhanesi’nden çok sayıda yetim ve öksüz çocuğun da katıldığını ifade etti.

Bacanakgil ayrıca, Ramazan ayı boyunca her pazartesi düzenlenecek iftar programlarıyla bu buluşmaların devam edeceğini belirtti.

İftar programının ardından yetim ve özel ihtiyaç sahibi çocuklara çeşitli hediyeler takdim edilerek yüzlerinde tebessüm oluşturuldu. Sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşen program, katılımcıların memnuniyetiyle sona erdi.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın katkılarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde III. Uluslararası Kültürel Mirası Koruma ve Araştırma Sempozyumu, “Kültürel Mirasın Geleceği: Kimlik, Bellek ve Koruma” temasıyla düzenlendi.

Sempozyum, TİKA’nın katkılarıyla hazırlanan “Zamanın Katmanları” sergisinin açılışıyla başladı; Girne’de gerçekleştirilen bilimsel oturumlarla kültürel miras alanında uluslararası ölçekte önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Somut ve somut olmayan kültürel mirasın korunması, belgelenmesi, sürdürülebilirliği ve bilimsel yöntemlerle araştırılması konularının çok boyutlu biçimde ele alındığı sempozyumda; Osmanlı mimari mirasından somut olmayan kültürel mirasın belgelenmesine, eğitim müfredatında kültürel mirasın yerine, gastrokültürden müze koleksiyonlarına, teknolojik entegrasyondan oksijensiz dezenfestasyon yöntemlerine, endüstriyel mirasın yeniden işlevlendirilmesinden sahtecilik analizlerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar gerçekleştirildi. Toplam 13 oturumda 52 bildirinin sunulduğu sempozyum, kültürel miras çalışmalarının disiplinler arası niteliğini güçlü biçimde ortaya koydu.

Açılışta konuşan TİKA Lefkoşa Koordinatörü Dr. Nesrin Özsaraç, kültürel mirasın yalnızca geçmişten kalan yapılar ve eserler değil; toplumların kimliğini şekillendiren, ortak hafızayı inşa eden ve geleceğe yön veren bir değerler bütünü olduğuna dikkat çekti. TİKA’nın kalkınmayı yalnızca ekonomik bir süreç olarak görmediğini vurgulayan Özsaraç, “İnsanı, tarihi ve kültürü merkeze alan bütüncül bir kalkınma anlayışını benimsiyoruz. Kültürel mirasın korunması, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirdiği gibi sürdürülebilir kalkınmanın da sosyal temelini oluşturmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Alashia Terracotta Sanat Topluluğu, Kültürel Mirası Koruma ve Araştırma Derneği (KÜMAD) ve KKTC Eski Eserler ve Müzeler Dairesi iş birliğinde düzenlenen sempozyum; akademisyenleri, uzmanları, kamu temsilcilerini ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek Kıbrıs’ın çok katmanlı tarihsel birikimine bilimsel bir perspektifle katkı sundu.

Sempozyumun kapanış değerlendirmesini yapan KÜMAD Başkanı Serkan Gedük, etkinliğin yalnızca akademik sunumlarla sınırlı kalmadığını vurgulayarak, “Bu sempozyumda yalnızca bildiriler dinlemedik; sahada verilen emeği, kurtarma kazılarındaki titiz çalışmaları ve restorasyon süreçlerindeki sorumluluğu da birlikte değerlendirdik. Kültürel miras, zamana bırakılacak bir mesele değildir. Bilimsel akıl, kurumsal iş birliği ve toplumsal bilinç bir araya gelmeden koruma mümkün değildir. KÜMAD olarak hedefimiz, bu platformu her yıl daha da güçlendirerek sürdürülebilir projelere zemin hazırlamak ve kültürel miras konusunda ortak bir refleks oluşturmaktır.” dedi.

Ayhatun Ateşin ise konuşmasında kültürel mirasın etik sorumluluk boyutuna dikkat çekerek sempozyumu bir “hafıza buluşması” olarak tanımladı. “İki gün boyunca bilgiyle, deneyimle, tartışmayla ve en önemlisi ortak sorumluluk bilinciyle bir arada olduk. Kültürel miras; taşta, toprakta olduğu kadar sözde, seste, ritüelde ve bellekte yaşar. Korumanın bir tercih değil, etik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırladık. Miras, devraldığımız bir yük değil; geleceğe devretmekle sorumlu olduğumuz bir emanettir. Bir sempozyumu kapatıyoruz; ama sorumluluğumuzu değil.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ramazan ayının manevi atmosferini Tacikistan’da düzenlediği geniş katılımlı bir iftar programıyla paylaştı.

Başkent Duşanbe’de gerçekleştirilen programa TİKA’nın Tacikistan’daki proje paydaşları başta olmak üzere kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, medya mensupları ve iş dünyasından yaklaşık 250 davetli katıldı.

Program vesilesiyle Türkiye ile Tacikistan arasındaki dostluk ve iş birliğinin önemine de vurgu yapıldı. Katılımcılar, TİKA’nın Tacikistan’da yürüttüğü projelerin yalnızca kalkınma alanında değil, aynı zamanda iki ülke halkları arasında gönül köprülerinin güçlenmesine de katkı sağladığını ifade etti.

Farklı kesimleri bir araya getiren iftar programı, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu yansıtan anlamlı bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirmek amacıyla Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de iftar programı düzenledi.

Programa, T.C. Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu’nun yanı sıra dünyanın ilk Türkoloji kürsülerinden birine ev sahipliği yapan Eötvös Loránd Üniversitesi (ELTE) Türkoloji Bölümü ile Szeged Üniversitesi Altayistik Bölümü öğrencileri ve akademisyenleri katıldı. Ayrıca **Türk Devletleri Teşkilatı Budapeşte Ofisi yetkilileri, akademi dünyasından davetliler ve KKTC Budapeşte Temsilcisi programda yer aldı.

Türkiye ile Macaristan arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlara dikkat çeken buluşma, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sundu. Türkoloji ve Altayistik alanlarında çalışmalar yürüten öğrenci ve akademisyenler, Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferinde bir araya gelerek Türk kültürünü daha yakından tanıma fırsatı buldu.

Program kapsamında katılımcılarla samimi sohbetler gerçekleştirilirken, Başkanlığımız tarafından basımına destek verilen “Macaristan’daki Tarihi Türk Eserleri” adlı eser öğrencilere hediye edildi. Söz konusu çalışma ile Türkiye-Macaristan ortak kültürel mirasına ilişkin farkındalığın artırılması hedefleniyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yürütülen Maliye, Ekonomi ve Finans Eğitim Programı (MEFİP) kapsamında, Ticaret Bakanlığı ile iş birliği içerisinde Filistin’den katılan gümrük muhafaza memurlarına “Gümrük İdareleri Eğitimi” programı düzenlendi.

Ankara’da düzenlenen eğitim kapsamında; Filistin Gümrük Muhafaza Komutan Vekili Nidal Abdalqader Said Darsaid riyasetindeki sekiz kişilik Filistin Heyetine “Gümrük İdareleri Eğitimi” sunuldu.

Düzenlenen programda risk ve kriz yönetimi, bilgi analizi, ticari hareketlerin gözetim ve takibi, malların depolanması gümrük kaçakçılığıyla mücadelede modern stratejiler, gümrük istihbaratı ve bilgi toplama, kara para aklama ile mücadele, uyuşturucu ve tehlikeli maddelerle mücadele, eğitim planlarının hazırlanması, etkin gümrük muayene yöntemleri ve teknikleri ile sevk belgelerinde sahtecilik tespiti konuları ele alındı.

Eğitim kapsamında personel eğitim merkezi, köpek eğitim merkezi ve komuta kontrol merkezi de ziyaret edilerek incelendi.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ramazan ayı boyunca Irak’ın Musul kentinde önemli manevi ve tarihi mekânlarından biri olan Nebi Cersis Camii bünyesindeki aşevi iş birliğiyle ihtiyaç sahibi ailelere yönelik iftariyelik dağıtım programını sürdürüyor.

TİKA’nın Bağdat Program Koordinasyon Ofisi marifetiyle Musul’da gerçekleştirilen program kapsamında, her gün 100 aileye düzenli olarak iftariyelik ulaştırılıyor.

Osmanlı döneminden bu yana ihtiyaç sahiplerine sıcak yemek ulaştırma geleneğini yaşatan Nebi Cersis Camii aşevi, asırlardır süregelen hayır faaliyetleriyle bölgedeki sosyal dayanışmanın önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ramazan ayında da devam eden bu köklü geleneğe katkı sunan TİKA, dayanışma kültürünün yaşatılmasına destek veriyor.

Ramazan ayının paylaşma ve yardımlaşma ruhuna uygun olarak yürütülen program kapsamında hazırlanan iftariyelikler; özellikle dar gelirli, dezavantajlı ve geçmiş yıllarda yaşanan çatışmalardan olumsuz etkilenmiş ailelere ulaştırılıyor. Yerel iş birliğiyle sürdürülen faaliyet, hem tarihî bir geleneğin devamına hem de toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesine katkı sağlıyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), mübarek Ramazan ayının ilk gününde, Çad’ın Hadjer Lamis Bölgesi’nde bulunan Al-Fallah Yetimhanesi’nde anlamlı bir iftar programı düzenledi.

TİKA’nın bu yıl dünya genelinde “Gönül Sofrası” temasıyla gerçekleştirdiği Ramazan organizasyonları kapsamında hayata geçirilen programda, ağır sosyal ve ekonomik şartlar altında yaşamlarını sürdüren çocuklar ile kurum çalışanları aynı sofrada bir araya gelerek Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı.

Toplam 420 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen iftar programı, birlik ve beraberlik atmosferi içerisinde düzenlendi. Programın ardından yetimhanede eğitim gören 325 öğrenciye bayram sevincini yaşamaları amacıyla yerel kıyafetler hediye edildi.

TİKA ayrıca, yetimhanede eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere temin edilen yerel sıraları da öğrencilere teslim ederek eğitim süreçlerine doğrudan katkı sağladı.

TİKA, gerçekleştirdiği insani ve kalkınma odaklı projelerle, dost ve kardeş ülkelerde ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya ve gönül köprüleri kurmaya devam ediyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Cibuti’de anne ve bebek sağlığının geliştirilmesine yönelik “Cibuti Ulusal Polis Hastanesi Yeni Doğan Bölümü Kapasite Artırma Projesi” kapsamında Cibuti Ulusal Polis Hastanesi Yenidoğan Servisine tıbbi ekipman desteği sağladı.

Her gün çok sayıda yenidoğanı kabul eden ve anne-bebek sağlığı açısından kritik bir rol üstlenen servis, proje öncesinde bazı tıbbi ekipman eksiklikleri nedeniyle tam kapasiteyle hizmet veremiyordu. TİKA tarafından sağlanan destek sayesinde bu eksiklikler giderilerek servis, yenidoğan bebeklere ve annelere daha kapsamlı ve etkili sağlık hizmeti sunabilecek donanıma kavuştu.

Proje kapsamında yenidoğan servisinin altyapısı; infüzyon pompaları, CPAP cihazları, kardiyorespiratuar monitörler, EKG cihazları ve diğer temel tıbbi ekipmanlarla güçlendirildi. Temin edilen bu ekipmanların, yenidoğanların sağlık durumunun daha yakından izlenmesine olanak sağlayarak doğum sonrası komplikasyon risklerini azaltması hedefleniyor.

Tıbbi ekipmanların teslimi dolayısıyla düzenlenen törene; T.C. Cibuti Büyükelçisi Sabri Ergen, Cibuti Ulusal Polisi Genel Müdür Yardımcısı Albay Mahdi Ahmed Aden, TİKA Cibuti Koordinatörü Dr. Onur Yaşar, Ulusal Polis Hastanesi Başhekimi Dr. Rahma Houssein Omar, Hastane yöneticileri ve sağlık personeli katıldı.

Törende konuşan Büyükelçi Ergen, projenin Türkiye ile Cibuti arasındaki güçlü dostluk ve karşılıklı güvenin somut bir göstergesi olduğunu belirterek, anne ve bebek sağlığının güçlendirilmesinin iki ülke arasındaki iş birliğinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.

Cibuti Ulusal Polisi Genel Müdür Yardımcısı Albay Aden, projeden duyduğu memnuniyeti ifade ederken, Türkiye’ye ve TİKA’ya sağlanan teknik destek ve ekipmanlar için teşekkürlerini dile getirdi.

TİKA Cibuti Koordinatörü Dr. Onur Yaşar ise bu çalışmanın Cibuti’de yenidoğan sağlığı alanında hayata geçirilen önemli projelerden biri olduğunu ifade ederek, projenin hem sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracağını hem de sağlık personelinin mesleki kapasitesine katkı sağlayacağını belirtti.

Başhekim Omar, TİKA’nın desteğinin belirleyici bir rol oynadığını vurgulayarak, servisin kapasitesinin artırılmasının doğum sonrası bakım hizmetlerinin kalitesini yükselteceğini ve ülkenin sağlık sisteminin gelişimine önemli katkı sunacağını ifade etti.

TİKA’nın desteğiyle hayata geçirilen proje sayesinde, Cibuti’de yenidoğan servislerinin güçlendirilmesi, sağlık hizmetlerinin modernizasyonu ve ailelerin refahının artırılmasına önemli katkı sağlanması amaçlanıyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) desteklediği II. Azerbaycan-Türkiye Yatırım Forumu, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildi.

Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayiciler Birliği’nin (TÜİB), Azerbaycan İhracat ve Yatırımların Teşviki Ajansı (AZPROMO) ile ortaklaşa organize ettiği, Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı ve T.C. Ticaret Bakanlığının destek verdiği forumun açılışına T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov katıldı.

Bakü’deki Haydar Aliyev Merkezi’nde gerçekleşen forumun açılışında konuşan T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Hedefimiz güçlü Türkiye, güçlü Azerbaycan ve barışın, istikrarın hüküm sürdüğü müreffeh bir bölgedir. Siyasi istikrarımız, değerli iş insanları için en büyük güvencedir. Sayın Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’in dostluğu, kardeşliği, milletlerin kardeşliği gibi bizlere büyük fırsatlar sunuyor.” şeklinde konuştu.

Azerbaycan Başbakanı Asadov ise konuşmasında, Azerbaycan’ın Türkiye ekonomisine 20 milyar doları aşkın, Türkiye’nin de Azerbaycan’a 18 milyar dolar yatırım yaptığını hatırlatarak, “Karşılıklı yatırımlarımızı istikrarlı şekilde sürdürmeye kararlıyız.” dedi.

Forum, iki ülke firmaları arasında iş birliği anlaşmalarının imzalanması ve “Endüstri 4.0: Geleceğin Teknolojileri”, “Tarımsal İşbirliği: Sürdürülebilir Kalkınma ve Gıda Güvenliği”, “Bölgeler Arası Ticaret ve Lojistik Koridorlar” ile “Finansmana Erişim ve Sigorta Mekanizmaları” başlıklı panellerle devam etti.

Türk İşbirliği ve Koordinason Ajansı Başkanlığı (TİKA)  tarafından Batı Kazakistan Mahambet Otemisov Devlet Üniversitesi bünyesinde kurulan Türk Dili Sınıfı, düzenlenen açılış töreniyle eğitim faaliyetlerine başladı.

Törene TİKA Astana Koordinatörü Fuat Erdoğmuş, Batı Kazakistan Mahambet Otemisov Devlet Üniversitesi Rektörü Nurlan Sergaliyev, akademik personel ve öğrenciler katıldı.

Törende söz alan TİKA Astana Koordinatörü Erdoğmuş, Kazakistan genelinde TİKA’nın desteğiyle kurulan sınıfların Türkçenin yaygınlaştırılmasının yanı sıra kültürel diplomasi açısından da önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

Batı Kazakistan Mahambet Otemisov Devlet Üniversitesi Rektörü Sergaliyev ise konuşmasında, Türk Dili Sınıfının yalnızca bir eğitim alanı değil, aynı zamanda Türkiye ile Kazakistan arasındaki tarihi, kültürel ve akademik bağları güçlendiren önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Sergaliyev, projeye duyulan ilginin öğrencilerin Türkçe öğrenme motivasyonunu artıracağını ve üniversitenin uluslararası iş birliklerine katkı sunacağını belirterek TİKA’ya teşekkür etti.

Teslimi gerçekleştirilen Türk Dili Sınıfının, Türk okutmanlar tarafından yürütülen derslerin daha etkin bir ortamda yapılmasına ve Türk tarihine ile kültürüne yönelik çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmasına imkan sağlayacağı ifade edildi. Proje ile öğrencilerin Türkçe öğrenme süreçlerinin desteklenmesi ve iki ülke arasındaki akademik ve kültürel etkileşimin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Mozambik’te, Hixikanwe Derneği çatısı altında bir araya gelen fiziksel ve cinsel şiddet mağduru kadınların sosyal ve ekonomik hayata kazandırılmasına yönelik önemli bir proje hayata geçirildi.

Proje kapsamında, kadınların rehabilitasyon süreçlerine katkı sağlanması ve üretim yoluyla gelir elde edebilmeleri amacıyla bir üretim mutfağı kuruldu. Bu altyapı ile kadınların düzenli üretim yapabilmeleri ve mesleki beceriler kazanmaları hedeflendi.

Üretilen gıdaların ekonomik değere dönüştürülebilmesi için projeye bir satış standı da dahil edildi. Böylece kadınlara, ürünlerini doğrudan pazarlayabilecekleri sürdürülebilir bir gelir modeli sunuldu. Uygulama ile kadınların kendi emekleri üzerinden ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmeleri, özgüven kazanmaları ve toplumsal hayatta daha aktif rol almaları amaçlanıyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Nijer Çevre ve Su İşleri Bakanlığının “Guiche Unique 3A” inisiyatifini üstlenen, Tahaoua şehri ve çevresinde faaliyet gösteren balık üreticilerine yavru balık, yem ve teknik destek ile eğitim tedariki sağlayan Tahaoua Üniversitesi Çevre Bilimleri ve Ziraat Fakültesine kuluçkahane ve balık yemi üretim ünitesi kurdu.

Kurulan birimler üretim ve eğitim ekipmanlarıyla donatılırken, yavru balık üretim altyapısı güçlendirildi ve tedarik süreçlerini kolaylaştıracak çeşitli malzemeler temin edildi. Bu kapsamda anaç balıklar, balık yemi, yumurtlama hormonu, sağlık kitleri, su arıtma cihazı, oksijen ünitesi, pH metre, oksimetre, su analiz kitleri, hassas teraziler, balık ağları ile balık yemi üretiminde kullanılan ekipmanlar üniversiteye teslim edildi.

Modern altyapıyla kurulan üretim tesisinin açılış ve teslim töreni, TİKA Niamey Koordinatörü Ali Kurt, üniversitede görevli akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Proje ile aynı zamanda balıkçılık alanında yapılacak araştırma ve geliştirme çalışmalarının desteklenmesi, akademisyenler ile lisansüstü öğrencilerin yerli ve yeni türler üzerine çalışmalar yürütmesine imkân sağlanması amaçlanıyor.

Nijer’de alternatif üretim modelleri yaygınlaşıyor

Nüfusunun büyük bir bölümünün tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı Nijer’de, alternatif üretim modelleri giderek yaygınlaşıyor. Tatlı su ve havuz balıkçılığı başta olmak üzere modern ve entegre üretim tesislerinin geliştirilmesi, Nijer Hükümeti tarafından da öncelikli politika alanları arasında yer alıyor.

Bu çerçevede Nijer Çevre ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve balık çiftliklerinin yavru balık, yem ve teknik destek ihtiyaçlarını yerli imkânlarla karşılamayı amaçlayan “Guiché Unique 3A” modeli, dışa bağımlılığı azaltarak entegre balıkçılık faaliyetlerinin geliştirilmesine katkı sunuyor. TİKA’nın Tahaoua’da hayata geçirdiği proje, söz konusu modelle uyumlu şekilde ülkede balıkçılık sektörünün sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlamayı hedefliyor.