Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nün işbirliğinde yürütülen “Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği” projesi kapsamında, Karadağ’ın çeşitli şehirlerinde görevli üst düzey polis müdürlerine Kriminal alanındaçeşitli eğitimler verildi. 

TİKA ile Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde, Türkiye'nin güvenlik işbirliği içerisinde olduğu ülkelerdeki emniyet teşkilatları ile gelecekte gerçekleştirilecek ortak çalışmalara temel oluşturulabilecek uygun bir zemin hazırlanması, polislik uygulamalarındaki uluslararası standartların yaygınlaştırılması, bölgesel güvenlik sorunlarına koordineli ve eşgüdüm halinde mücadele anlayışının geliştirilmesi amacıyla yürütülen ''Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi''  2013 yılından bu yana Karadağ’da başarıyla devam ediyor.

TİKA organizasyonuyla gerçekleştirilen proje kapsamında, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden görevlendirilen 3 uzman tarafından Başkent Podgoritsa’da bulunan Karadağ Emniyet Genel Müdürlüğü’nde, Karadağ Emniyet Müdürlerinden oluşan 20 kişilik üst polis müdürlerine bir haftalık Kriminal alanında çeşitli eğitim programları düzenlendi. Eğitim programının tamamlanmasının ardından düzenlenen sertifika törenine, Türkiye CumhuriyetiKaradağ Büyükelçisi Sayın Serhat Galip,Karadağ Emniyet Genel Müdür Başdanışmanı MilovanPaviçeviç,Karadağ Emniyet Müdürlüğü Gümrük Takip Merkezi Müdürü VojislavDragoviç, Karadağ Emniyet Müdürlüğü Dış İlişkiler Sorumlusu ValentinDanay, Karadağ emniyet mensuplarıve TİKA yetkilileri katıldı.

Sertifika töreninde konuşan Türkiye Karadağ Büyükelçisi Serhat Galip, iki müttefik ülke olan Türkiye ve Karadağ arasındaki ilişkilerin üst düzeyde olduğunu,Türkiye Emniyeti ile Karadağ Emniyeti arasındaki işbirliğinin çok güzel bir noktaya geldiğini ve bu kapsamda düzenlenen eğitimin çok önemli olduğunu belirtti. Türkiye’nin, TİKA eliyle Karadağ kurumlarının ihtiyaç duyduğu her alanda işbirliğine hazır olduğunu vurgulayan T.C. Karadağ Büyükelçisi Galip, projede emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

TİKA Karadağ Koordinatörü Ahmet Altun iseTİKA’nın Karadağ’da hayatın her alanında proje ve faaliyetler yürüttüğünü ve Türkiye’nin her alanda sahip olduğu bilgi birikim ve tecrübelerini Karadağ’a aktarmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

Karadağ Emniyet Genel Müdür BaşdanışmanıMilovanPaviçeviç törende yaptığı konuşmada, Türk polisinin tecrübelerinin Karadağlı polislere aktarılmasının Karadağ için çok önemli olduğunu belirtti. Karadağ Emniyet Genel Müdür BaşdanışmanıPaviçeviç ilki tamamlanan polis eğitim işbirliği projesi için ülkesi ve Karadağ Emniyet Müdürlüğü adına Türkiye’ye teşekkür etti. Organizasyonu gerçekleştiren TİKA ile geçmişte önemli işbirliği projeleri gerçekleştirildiğini de kaydeden Karadağ Emniyet Genel Müdür BaşdanışmanıPaviçeviç, bu ve bundan sonra gerçekleştirilecek olan eğitim programları ile bu işbirliğinin daha da ileriye taşınmasından dolayı büyük heyecan duyduklarını vurguladı.

Kursiyerler adına söz alan Emniyet Müdürü EkanYasaviç, verilen eğitim sayesinde Karadağlı meslektaşlarıyla değerli bilgiler edindiklerini kaydetti. Emniyet Müdürü Yasaviç, verilen eğitimin Karadağ Polis Teşkilatının daha da ileriye taşınması için çok önemli olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından kursu başarıyla tamamlayan 20 Emniyet Müdürü’nün sertifikalarını almasıyla tören sona erdi. 

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Kenya’nın Turkana ve Mandera Eyaletlerinde kuraklıktan etkilenen ve acil yardıma ihtiyaç duyan 1170 aileye gıda yardımı yaptı.

TİKA, Kenya’da gerçekleştirdiği projelerle faaliyetlerine devam ediyor. Bu kapsamda TİKA, Kenya’nın Turkana ve Mandera Eyaletlerinde kuraklıktan etkilenen ve acil yardıma ihtiyaç duyan 1170 aileye gıda yardımı dağıttı. TİKA kuraklıktan en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Kenya’nın Turkana Eyaletinin Kapus Köyünde, Mandera Eyaletinin ise Malkamari bölgesinde bulunan binlerce insana gıda yardımında bulundu.

Türkiye’nin Doğu Afrika’daki kuraklığın 11 milyon insanı etkilemesi nedeniyle ulusal kaynaklarını harekete geçirdiğini söyleyen Türkiye Nairobi Büyükelçisi Deniz Eke,  “Kenya’nın en çok etkilenen bölgelerine yardım eli uzatıyoruz. Afrika’daki kuraklığa yardım etmek için Türkler bağış yapıyor. Buradaki şiddetli durumla ilgili olarak uluslararası forumlarda da farkındalık yaratıyoruz. Bugün vermiş olduğumuz yiyecekler, açlık çeken binlerce insanın canını kurtaracak” dedi.

Turkana Eyaleti Kapus sakinlerinden John Lomouch, sofra masalarına yiyecek olarak koyacak hiçbir şeyin olmadığı bir zamanda gıda yardımına gelen Türk hükümetine ve Türk halkına cömertliklerinden dolayı teşekkür etti.

TİKA Nairobi Koordinatör Yardımcısı Ahmet Güç konu ile ilgili yaptığı açıklamada, yağmurlar gelene kadar TİKA’nın yaptığı gıda yardımların aileleri ayakta tutmasını umut ettiklerini ve iklim koşullarından dolayı Turkana insanının karşılaştığı zorluklara tanık olduklarını kaydetti.”

Kenya, Şubat ayında üç yıllık kuraklığın ulusal bir felaket olduğunu ilan ederek, yabancı ülkelere açlıktan ölen vatandaşlarına gıda yardımı yapmaları için çağrıda bulunmuştu. Kuraklık, Doğu Afrika’da 11 milyondan fazla kişiyi açlık ve ölümle tehdit ederken, Kenya’da 3,7 milyondan fazla insan gıda yardımına ihtiyaç duyuyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), 1870 yılında açılan ve dünyanın ilk Türkoloji Bölümü sayılan Macaristan ELTE Üniversitesi Türkoloji Bölümüne teknik donanım desteğinde bulundu.

TİKA, Macaristan’da gerçekleştirdiği projelerine bir yenisini daha ekledi. Macaristan’da farklı sektörlerde önemli projelere imza atan TİKA tarafından 1870 yılında açılan ve dünyanın ilk Türkoloji Bölümü sayılan Macaristan ELTE Üniversitesi Türkoloji Bölümüne teknik donanım desteğinde bulundu.

ELTE Üniversitesi 1635 yılında Nagyszombat şehrinde kurulmuş olup 1777 yılında ise Buda’ya taşındı. Üniversite o zamandan bu yana Macaristan’ın en büyük üniversitesi unvanını taşıyor. ELTE Üniversitesi’ndeki TİKA tarafından donanım desteğinde bulunulan Türkoloji Bölümü ise çok ayrıcalıklı bir yere sahip olma özelliği taşıyor. 1870 yılında ELTE Üniversitesinde açılan Türkoloji bölümü dünyadaki ilk Türkoloji Bölümü özelliğini taşıyor. Bu kapsamda Türk dili akademik anlamda ilk olarak Budapeşte’de öğretilmeye başlandı. Üniversitenin Türkoloji bölümü Osmanlı topraklarını ve Orta Asya’yı gezmiş olan ve Türk dünyasını yakından tanıyan dünyaca ünlü Türkolog Vámbéry Ármin tarafından kuruldu.

Üniversitenin Türkoloji biriminin dekanı 1915 yılı itibariyle ünlü Türkolog olan Németh Gyula oldu. Yine aynı bölümde görev yapan Osmanlı tarihi ve paleografi uzmanı Fekete Lajos 1937 yılında Türkiye’deki Osmanlı Arşivlerini katalogladı.

Bu çerçevede TİKA tarafından temin edilen ekipmanlar düzenlenen törenle yetkililere teslim edildi. Törene, ELTE Üniversitesi eski bölüm başkanı Türkolog tarihçi Prof. Dr. Geza David, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Peri Benedek, öğretim görevlileri Dr. Nandor Kovacs ve Andras Czettnar ile okutman Berker Kurt’un yanı sıra TİKA Budapeşte Program Koordinatörü Havva Pınar Özcan Küçükçavuş, Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte Türk Kültür Merkezi Müdürü Yakup Gül ve T.C. Budapeşte Büyükelçiliği’nden Nursen Özlü katıldı.

Projeden duyduğu memnuniyetini belirten Prof. Dr. Geza David bölümün kütüphanesinin yenilenmesi konusunda da TİKA’dan destek talebinde bulunacaklarını belirtti.     

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Karakalpakistan’da bulunan Kanlıköl 21 Nolu Ortaokulunun bilgisayar laboratuvarı ve ilk yardım odasının tadilatı yapılarak, çağdaş eğitim cihazları ile donatıldı.

Özbekistan Halk Talimi Bakanlığı’nın, çevre sorunlarından en çok zarar gören Aral Gölü Bölgesindeki sosyal krizin olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla başlattığı çalışmalar TİKA tarafından destekleniyor.

Bu kapsamda TİKA tarafından daha önceki dönemlerde, Karakalpakistan ve Harezm’deki birer okulda bilgisayar laboratuvarı ve ilk yardım odaları kurulmuştu. Bu çerçevede projelerine yenisini ekleyen TİKA, Karakalpakistan’da Kanlıköl 21 Nolu Ortaokulda benzer aktivite gerçekleştirildi. Söz konusu proje kapsamında merkez Nukus Şehrinde 80 kilometre uzakta olan ve 410 çocuğun eğitim aldığı okulun bilgisayar laboratuarı ve ilk yardım odasının tadilatı yapılarak, çağdaş eğitim cihazları ile donatıldı. Söz konusu proje düzenlenen törenle hizmete açıldı.

Törene, TİKA Taşkent Program Koordinatörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti Halk Talimi Müdürlüğü yetkilisi Halime Jakasimova ve Kanlıköl Belediye Başkanı Marat Şaicanov, TİKA yetkilileri ve yerel üst düzey yetkililer katıldı. Törende açıklamalarda bulunan TİKA Taşkent Koordinatörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, bilgisayar eğitiminin önemine değinerek, söz konusu projenin hayırlı olması temennisinde bulundu. Taşkentli yetkililer ise törende yaptıkları açıklamada projenin, çevre sorunlarının bulunduğu bölgede yaşayan çocukların hayata kazandırılması için gerekli olan eğitimi almalarında büyük önem taşıdığını vurgulayarak desteklerinden dolayı TİKA’ya teşekkür ettiler.

TİKA tarafından gerçekleştirilen projeyle, çevre sorunlarından en çok etkilenen bölgelerdeki çocukların eşit şartlar altında eğitim görmelerine yardımcı olunulmasını hedeflenmekte olup, ileride de benzer çalışmalara devam edilmesi planlanıyor.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Afganistan’da yaşamış ve iz bırakmış tarihi şahsiyetlerin ve eserlerinin hatırlanması amacıyla düzenli olarak gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında bu kez Afganistan’ın modern tarihçiliğinin babası olarak bilinen Feyz Muhammed Katib anıldı.

TİKA, faaliyet gösterdiği coğrafyalarda gerçekleştirdiği projelerle kültürel etkinliklerin desteklenmesine devam ediyor. Bu kapsamda TİKA tarafından Afganistan’da yaşamış ve iz bırakmış tarihi şahsiyetlerin ve eserlerinin hatırlanması amacıyla düzenli olarak gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında bu kez Afganistan’ın modern tarihçiliğinin babası olarak bilinen Feyz Muhammed Katib anıldı.

Program başlamadan önce Afganistan Başbakan Yardımcısı (İcra Başkan Yardımcısı) Hacı Muhammed Muhakkik, Afganistan Parlamentosundan Milletvekilleri ve üst düzeyli heyetle birlikte TİKA Kabil Koordinatörlüğünü ziyaret etti. Ziyarette TİKA Kabil Koordinatörü Süleyman Şahin tarafından Afganistan’da ki TİKA faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapıldı. TİKA’nın Afganistan genelinde yürüttüğü projelerden dolayı teşekkür eden Afganistan Başbakan Yardımcısı Muhakkik, Afganistan genelinde çalışabilen ve her kesime saygılı duran TİKA projelerinin diğer ülkelere ve uluslararası kuruluşlara örnek olması gerektiğini söyledi. Afganistan Başbakan Yardımcısı Muhakkik, her sektörde hizmet yürüten TİKA’nın çalışmaları içinde kültürel alanda yapılanların da ayrıca memmnuniyet verici olduğunu belirtti.

Ziyaretin ardından toplantı Kuranı Kerim tilaveti ve Milli Marşların okunması ile başladı. TİKA Kabil Koordinatörü Şahin’in hoş geldiniz konuşmasından sonra Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Raşit Dostum’un kutlama mektubu Cumhurbaşkanlığı Müşaviri Yunus Tuğra tarafından okundu.

Toplantıda yaptığı açıklamada Afganistan Başbakan Yardımcısı Muhakkik, Türkiye’nin Afganistan’da her sahada projeler yürüttüğünü, bu konuda TİKA’nın gayretli çalışmaları olduğunu belirterek, altıncısı düzenlenen Afganistan Modern Tarihçiliğinin Babası; Feyz Muhammed Katib programına katılmaktan ve burda konuşmaktan çok mutluluk duyduğunu kaydetti. Afganistan Başbakan Yardımcısı Muhakkik, Feyz Muhammet Katip’in Afganistan’da yetişmiş önemli insanlardan olduğunu belirterek, eserleri hakkında konuşmuş ve Türkiye tarafından böyle bir şahsiyetin yadedilmesinden de mutluluk duyduğunu belirtti.

Afganistan Başbakan Yardımcısı Muhakkik, daha sonra Üstad Zehra Lutfi “Tuhfetul Habib ve Suracul Tevarih’in karşılaştırması”, Üstad Muhammed Natiki “Tezekkürül İnkılap kitabının Önemi” ve Üstad Serdar Rahmanoğlu "Feyz Muhammed Katib hakkında genel değerlendirme” başlıkları altında konuşmalarını yaptılar.

TİKA tarafından gerçekleştirilen kültürel programa çok sayıda yazar ve tarihçinin yanısıra; Afganistan Parlamentosu Belh Milletvekili Hacı Muhammed Abdu, Semangan Milletvekili Masume Havari, Sarıpul Milletvekili sayd Muhammed Huseyin Şerifi, Daykundi Milletvekili Şirin Muhsini ve Kabil’de görevli Türk Subayları katıldı. Etkinlik düzenlenen kokteyl ile son buldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakanlığa bağlı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve AFAD'ın 2016 yılı bütçe toplantısında açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Doç. Dr. Yalçın Akdoğan, krizler sırasında hızlı hareket etme kabiliyetine sahip TİKA'nın, 2014'te Myanmar, Filistin Irak ve son olarak da Bosna-Hersek'te ortaya çıkan insani krizlere cevap vermek amacıyla bölgeye intikal eden ilk kuruluşlardan biri olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Doç. Dr. Yalçın Akdoğan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakanlığa bağlı TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve AFAD'ın 2016 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı. Türkiye'nin medeniyet yürüyüşünde dış politikada en önemli kuruluşlarından biri haline gelen TİKA'nın ofis sayısının 12'den 50'ye çıktığını belirten Akdoğan, Türkiye'nin dünyaya erişim gücünün artmasına bağlı olarak TİKA'nın da çalışma coğrafyasının genişlediğini, bu bağlamda Sahra altı Afrika, Latin Amerika ve Asya-Pasifik ülkeleriyle ilişkilerinin ilerlediğini bildirdi.

TİKA Acil İnsani Krizlere Müdahale Eden İlk Kuruluşlardan Biri

TİKA'nın bugün itibariyle 5 kıtada 150'den fazla ülkede faaliyet gösterdiğini vurgulayan Akdoğan, krizler sırasında hızlı hareket etme kabiliyetine sahip TİKA'nın, 2014'te Myanmar, Filistin Irak ve son olarak da Bosna-Hersek'te ortaya çıkan insani krizlere cevap vermek amacıyla bölgeye intikal eden ilk kuruluşlardan biri olduğunu söyledi.

Kurumun 2005'te başlayan "Afrika Açılımı" çerçevesinde bugün Tunus, Sudan, Somali, Etiyopya, Senegal, Nijer, Namibya, Kamerun ve Kenya gibi ülkelerde faaliyetlerini yürüttüğünü anlatan Akdoğan, TİKA'nın 2014'te yaptığı yardımların bölgesel dağılımlarına bakıldığında, 53 milyon dolar ile Güney ve Orta Asya'nın ilk sırada, Afrika'nın da 44 milyon dolar ile ikinci sırada yer aldığını belirtti.

2014 Yılında Resmi Kalkınma Yardımları 3,6 Milyar Dolara Çıktı

Akdoğan, eğitim alanında ise 2014'te 69 okul inşaatı ve onarımı, 134 okul donanımı ve tefrişatının gerçekleştiğine değindi. Akdoğan, sağlıkta da 2011-2014 yılları arasında inşa edilen hastane-sağlık merkezi sayısının 50'ye, onarımı-donamını yapılan hastane-sağlık merkezi sayısının 110'a ulaştığını, ayrıca 2 bin 993 sağlık personeline eğitim verildiğini ifade etti. Dünyanın farklı bölgelerinde, özellikle Afrika'da, coğrafi şartlar, uzun süreli kuraklık, altyapıyla ilgili sorunlar, sosyal ve siyasi istikraksızlık nedeniyle insanların temiz ve sağlıklı içme suyuna ulaşmakta zorluk çektiğine dikkati çeken Akdoğan, "Bu kapsamda, 2002-2013 tarihleri arasında açılan su kuyusu sayısı toplam bin 46'ya ulaştı. Geçen yıl ise toplam 130 kuyu açıldı" dedi.

Akdoğan, Balkan ülkeleri başta olmak üzere Afrika'dan Latin Amerika'ya ecdat yadigârı eserleri restore ederek koruma altına alan TİKA'nın, Arnavutluk'ta Preze Kale ve Kruja Murad Bey camilerinin, Macaristan'da Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının gömülü olduğu türbenin bulunması ve restorasyonunu gerçekleştirdiğine dikkati çekti. Akdoğan, "Türkiye, yükselen donör nitelemesine uygun olarak, 2014 resmi kalkınma yardım tutarını yüzde 8,6 artırarak 3,6 milyar dolara çıkarmıştır" diye konuştu.

KAYNAK AA

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Karadağ’daki Osmanlı mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla, Ulçin şehrinde bulunan ve ülkede ayakta kalan tek Osmanlı Hamamı konumundaki tarihi Ali Paşa Hamamı’nın restorasyonu çalışmalarına başladı.  

TİKA Karadağ’da projelerine bir yenisini ekliyor. TİKA tarafından Karadağ’da ayakta kalan tek Osmanlı Hamamı olma özelliğini taşıyan Tarihi Ali Paşa Hamamı’nın restorasyonu çalışmalarına başlandı.

Ulçin Ali Paşa Hamamı’nın restorasyonu projesi kapsamında hazırlanan işbirliği protokolü, TİKA, Ulçin Belediyesi, Karadağ Kültür Varlıkları Koruma İdaresi ve Karadağ İslam Birliği arasında imzalandı.

İmza töreninde konuşan Ulçin Belediye Başkanı Fatmir Gjeka, Ulçin şehri için büyük öneme sahip olan tarihi Ali Paşa Hamamı’nın iki ülke tarihi içinde büyük öneme sahip olduğunu iletti. TİKA’nın Karadağ’da gerçekleştirdiği projeleri yakından takip ettiklerini belirten Belediye Başkanı Gjeka, Ulçin şehrinde bugüne kadar gerçekleştirdikleri projelerden ötürü TİKA’ya teşekkür etti.

Karadağ Kültür Varlıkları Koruma İdaresi Müdürü Anastazija Miranoviç de törende yaptığı konuşmada, tarihi eserlerin korunması konusunda Türkiye’nin büyük bir hassasiyet gösterdiğini belirterek, sadece Türkiye sınırları içerisinde değil tüm dünyadaki Osmanlı eserlerine sahip çıkılmasını takdirle karşıladıklarını ifade etti.  Ali Paşa Hamamı restorasyonu konusunda her türlü desteği vereceklerini de sözlerine ekleyen Miranoviç, TİKA’ya teşekkürlerini iletti.

TİKA Karadağ Koordinatörü Mustafa Yazıcı ise, restorasyonu gerçekleştirilecek Ali Paşa Hamamı’nın ülkede ayakta kalan tek Osmanlı hamamı olduğunu belirterek, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte tarihi hamamın Karadağ’ın kültürel mirasına ve Ulçin şehrinin turizmine önemli bir katkı sağlayacağını vurguladı. Yazıcı, Karadağ’da bulunan Osmanlı eserlerinin iki ülkenin de ortak kültürel mirası olduğunu belirterek, restorasyon için gerekli tüm hazırlıkların tamamlandığını ve restorasyon projesinin çizimi çalışmalarının başladığını kaydetti. Ulçin’de bulunan tarihi Namazgah Camii’nin tadilat ve yenileme çalışmalarının da hazırlıklarının tamamlandığını belirten Koordinatör Yazıcı, 2016 yılı içerisinde bu projeyi de tamamlayıp hizmete açacaklarını belirtti.

Karadağ’ın önemli tarihi ve turistik şehirlerinden biri olan Ulçin şehrinde özellikle Osmanlı döneminden kalma pek çok tarihi eser yer alıyor. Şehirde bulunan altı Osmanlı Camisinden birisi olan ve Kılıç Ali Paşa adına bölge halkı tarafından1719 yılında inşa edilen Ali Paşa Cami’nin yanında bulunan Ali Paşa Hamamı, ülke genelinde ayakta kalan tek Osmanlı hamamı olması bakımından önemli bir tarihi yere sahip. Restorasyon çalışmalarının 2016 yılı sonunda tamamlanması planlanıyor.

Türkmeneli Dernekler Federasyonu  Irak ve Suriye’deki Türkmenlere yardımlarından dolayı Türk İşbirliği ve Koordinasyon  Ajansı Başkanlığı’na (TİKA) teşekkür plaketi verdi.

Türkmeneli Dernekler Federasyonu tarafından, Ankara’da Irak Türkmenleri Şehit Günü Anma Toplantısında Irak ve Suriye’deki Türkmenlere yardımlarından dolayı TİKA, AFAD ve Kızılay’a teşekkür plaketi verildi. Teşekkür plaketini TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam adına TİKA Başkan Yardımcısı Ali Maskan aldı.

Toplantıda konuşan Türkmeneli Dernekler Federasyonu Başkanı Dr. Aydın Beyatlı “Türkiye’nin, Irak’ın değişik illerinde patlama sonucu yaralananları ambulans uçaklarla Ankara’da tedavi ettiğini, Irak halkları olarak bunu hiç unutmayacaklarını söyledi.”

Kerkük Vakfı Başkanı Erşat Hürmüzlü ise, “Irak’ın gelişmesinde büyük rol oynayan bu liderleri  kaybedeli 36 yıl oldu. Yerleri kolay doldurulmayacak liderlerimizi, şehitler günü ilan ettiğimiz bu günde rahmetle anıyor, Irak Türkmen toplumuna başsağlığı diliyoruz” diye konuştu.

TİKA her zaman Türkmenlerin yanında

TİKA, gerek Suriye’de gerekse Irak’ta terör nedeni ile yerlerinden edilen ve kamplarda yaşamak zorunda kalan Türkmenlere yardımda bulunuyor. TİKA, Kuzey Irak’ta kamplarda yaşayan 3 bin aileye gıda, temizlik malzemesi yardımlarının yanı sıra, battaniye, yatak, klima ve beyaz eşya gibi ihtiyaç duyulan malzemeleri temin ediyor.

Kuzey Irak bölgesinde Türkmen çocukların okuduğu tüm okullarda donanım desteği, kırtasiye ve kıyafet yardımı TİKA tarafından sağlanıyor. Altınköprü ve Yahyava Kampı El Sanatları Merkezlerine kurulan atölyeler ve verilen eğitimler ile terörden en fazla zarar gören kesim olan kadınların kendi ihtiyaçlarını karşılamaları sağlanıyor. 

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tacikistan Organ ve Doku Nakli Ulusal Araştırma Merkezi’ne tıbbi donanım desteğinde bulunuldu.

TİKA, Tacikistan’da sağlık alanında faaliyetlerine devam ediyor. Bu kapsamda TİKA, Tacikistan’da hastane ve sağlık ocaklarının bakım ve onarımının yanı sıra söz konusu sağlık merkezlerine ihtiyaç duyduğu tıbbi ekipman desteğinde de bulunuyor. Bu çerçevede 2010 yılında kurulan böbrek ve karaciğer patolojisi olan hastaların tedavi gördüğü Tacikistan Organ ve Doku Nakli Ulusal Araştırma Merkezi’ne TİKA tarafından tıbbi cihaz desteğinde bunuldu.

Ülke genelinde 400 bine yakın kişi böbrek hastalıklarına maruz kalıyor. Ayrıca kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği terminal hastalığı olan çocukların sayısındaki artış nedeniyle her yıl organ nakli ihtiyaç sayısı da giderek artıyor. Hastalıkların sonucunda ortaya çıkan sakatlık sayısında da artış gözleniyor. Tacikistan Organ ve Doku Nakli Ulusal Araştırma Merkezi, tıbbi bakım kalitesinin iyileştirilmesi, tıptaki çağdaş ileri teknoloji düzeyine ulaşmasının hızlandırılması ve çocuklara yüksek sağlık standartlarının sağlanması hususunda yüksek performanslı tıbbi cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede TİKA tarafından gerçekleştirilen projeyle Araştırma merkezine çocuk hasta yatağı, yoğun bakım yatağı, ameliyat masası, sedye, hidrolik alet masası ve hasta monitörü gibi tıbbi donanım cihazı desteğinde bulunuldu.

TİKA tarafından temin edilen malzemeler Tacikistan Organ ve Doku Nakli Ulusal Araştırma Merkezi Çocuk Karaciğer ve Böbrek Nakli bölümüne teslim edildi. Sağlık merkezi yetkilileri, çocuk sağlığı açısından önemli bir ihtiyacın karşılandığını ve bu dostane yardımdan dolayı Türkiye Devleti ve milletine teşekkürlerini ilettiler. 

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Etiyopya'nın batı eyaleti olan Benishangul Eyaleti'nin başkenti Asosa’da tekerlekli sandalye yardımında bulundu.

TİKA, Etiyopya’da insana dokunan projelerinden birini daha hayata geçirdi. TİKA, Etiyopya’nın Sudan'a sınırı olan Benishangul Eyaleti Başkenti Asosa'da yerel eğitim bürosu ve Türkiye Mezunları Derneği işbirliğinde engelliler için 117 adet tekerlekli sandalye yardımında bulundu. Yardımın dağıtımı için yerel yönetim tarafından çocuklara yönelik etkinlik gerçekleştirildi.

T.C Addisababa Büyükelçisi Sayın Fatih Ulusoy, TİKA Addis Ababa Koordinatörlüğü yetkilileri, Türkiye Mezunları Derneği üyeleri 23-24 Ocak tarihlerinde Asosa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek tekerlekli sandalyelerin teslim törenini gerçekleştirdiler. Benishangul eyaleti yetkilileri Türkiye’ye ve TİKA'ya teşekkürlerini iletirken Büyükelçi Fatih Ulusoy yaptığı konuşmada “Benishangul ile ilişkilerimiz devam edecek, TİKA’nın gerçekleştirmiş olduğu bu yardımla Asosa halkını yakından tanıma fırsatı bulduk, ihtiyaçlarını yerinde gördük, bu samimi ve sıcak karşılamanızdan dolayı minnettarız. Benishangul halkına yönelik projelerimiz devam edecektir” dedi.

Heyet, Benishangul Eyaleti Başkanı Ahmed Nasır, Başkan Yardımcısı Misgana Admasu, Vali Babekir Halifa ve Eyalet Ekonomi Bakanı Shiferaw Chelıbo ile görüştü.
Büyükelçi Ulusoy başkanlığındaki heyet Asosa'da bulunan Devlet Hastanesi'nde ve Asosa Üniversitesi’nde de incelemelerde bulundu.

Etiyopya'nın batı eyaleti olan Benishangul Eyaleti'nin başkenti Asosa, birçoğu iç savaş nedeniyle olmak üzere yoğun bir engelli nüfusa sahip. Başkentte sadece 4 engelli, tekerlekli sandalyeye sahip olduğundan engelli çocuklar okullarına gidemiyor, eğitimlerine ara vermek zorunda kalıyorlardı.

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Kamu Yönetimi Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Joseph J. Kaminski, Türkiye'nin Balkan coğrafyasındaki varlığının bölgedeki etkilerini ve Türkiye'nin faaliyetlerine yönelik eleştirilerin temelinde yatan gerçek sebepleri ele alıyor.

"İslamofobi, aklı başında akademisyenlerce küresel çapta, geniş bir şekilde tartışılmakta ve haklı olarak da kınanmakta. İslamofobinin karanlık gölgesinde ise çürüyüp kokmakta ve giderek yükselmekte olan bir "Türkofobi" bulunuyor. Türkofobi bugünlerde bütün Avrupa ve Amerika'da giderek daha bir genelgeçer hale geliyor.

Türkiye'nin son 15 senede kaydettiği muazzam ekonomik büyümesi ve bağımsız küresel bir aktör olarak ortaya çıkması, mevcut jeopolitik statüko ile kendisini güvende hisseden Batılı hassasiyetleri kesinlikle çok ciddi şekilde tedirgin etti. Son zamanlarda bazı batılı akademisyenler, yanlış bir şekilde, Türkiye'nin Bosna, Makedonya, Sırbistan ve Kosova'daki varlığının, AK Parti hükumetinin, İslamcılığı Balkanlarda bir ideoloji olarak, pek de gizli olmayan bir gayretle yayma çabasını temsil ettiğini iddia ediyorlar.

İslami idare konusunda yazma bir esere dair çalışmasını bitirmek üzere olan biri olarak belirtmek istediğim ilk husus, Türk siyasetinin "İslamcılık"ın tahakkümü altında olduğunu ve Türkiye'nin, hayırseverlik bilinciyle gerçekleştirdiği kültürel etkileşim gayretleri ve yatırımları ile İslamcılığı bir ideoloji olarak ihraç ettiğini iddia eden analizlerin, sahtekarca bir korku tellallığı olmaktan öte pek bir anlam ifade etmediğidir.

Türkiye Balkanlarda uzun sürmüş ve zengin bir mirasa sahiptir. Geçen yaz Prizren'deydim. Hiç şüphesiz ki Osmanlı geçmişine derinden bağlı bulunan sımsıcak ve büyüleyici bir şehir Prizren. Tanıştığım insanlar şimdiki Türk hükümetinin gayretlerine yönelik derin takdir hislerini ifade ettiler; Türk kültürüyle alakalı da çok daha derin bir minnettarlık gösterdiler. Türkçe, Prizren ahalisince yaygın bir şekilde kullanılıyor ve şehrin mimari tarzı ve kafeleri su götürmez derecede Osmanlı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ekim 2013'te bu tabii bölgesel müttefikiyle olan dayanışmasını pekiştiren bir konuşmayı, hususen Osmanlı'nın bu tarihi şehrinde yapması ise son derece anlamlı.

Türkiye'nin Balkanlara son zamanlarda yaptığı yatırımlar gerçekten muazzam derecede ve bu yardımı ihtiyaç duyduğu alanlarda kullanabilecek olan geleneksel müttefikleriyle yeniden ortak ilişkiler kurmaya yönelik asil bir gayreti temsil ediyor. 2011 senesinde Prof. Dr. Mesut İdriz, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarına dikkat çekmişti: "Turkcell telekomünikasyon şirketiyle Türkiye, Telekom Srbija'nın büyük hissedarı olmayı başarmıştır; meşhur Türk inşaat firmaları Sırbistan'ın Belgrad'ıyla Karadağ'ın Bar'ını birbirine bağlayacak 445 km'lik bir otoyol inşaatı ihalesini almayı başardılar; iki ülke arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandı; hatta Türklerin Sırbistan'ın ulusal havayolu şirketi olan JAT'ı satın alacaklarına dair bazı konuşmalar olmuştu. Türkiye uzun bir süredir Bulgaristan, Sırbistan, Bosna, Arnavutluk ve Makedonya'da bankacılık sektöründe varlık gösteriyor. Mesela Ziraat Bankası ve (Halk Bank'ın kardeş kuruluşu) IK Bank Makedonya'daki köklü bankacılık sistemlerinden; TEB (Türk Ekonomi Bankası) ise şimdiden Kosova bankacılık sektörünün en büyük oyuncularından biri haline geldi."

Bu yatırımlar hem Türkiye'ye hem de Balkanlardaki ortaklarına büyük faydalar sağladı. 2015, Bosna-Türkiye kültürel değişimi açısından özellikle bereketli bir sene oldu. Türkiye Saraybosna'nın toplu taşıma kuruluşu GRAS'a, çok ihtiyaç duyulan 5 adet tramvay hibe etti. Türk yardımları ayrıca Saraybosna'nın tarihi Başçarşı bölgesinde dağılıp parçalanmaya başlayan sokakların yenilenmesinde ve Saraybosna'daki en eski Türk hamamı olan İsa-Beg Hamamı'nın restore edilmesinde büyük rol oynadı. Türkiye bunlara ek olarak, ilk defa 15. yüzyılda Gazi İsakovic İsabey tarafından inşa edilmiş ve 1992-1995 yıllarındaki Bosna Savaşı'nda büyük tahribata uğramış olan Hünkar Camii'nin (Fatih Sultan Mehmet Camii) yeniden inşa edilmesi için gereken desteği sağladı. Bu övgüye değer kentsel yenilenme ve kültürel restorasyon projeleri nasıl olur da İslamcılığı yayma gayretleri olarak görülebilir? Türkiye bunların yerine, bölgedeki McDonald'sları yenilemeyi teklif etmiş olsaydı bu, Türkiye'nin aleyhinde atıp tutanlarca daha makul bir şey olarak mı görülecekti acaba? Bu yatırımlardan herhangi birinin, bir şekilde "gizliden gizliye getirilen bir şeriatı" veya Türkiye'nin Balkanları İslamlaştırma gayretlerini temsil ettiğini iddia etmek son derece ikiyüzlülüktür.

Türkiye'nin, Kosova'daki yatırımları vasıtasıyla kendi çıkarlarını maksimum seviyeye çıkartmaya çalıştığı, son zamanlarda dillendirilen bir iddia. Peki, bunun neresi yanlış? Hangi devlet, bugün ticari faaliyetleri ve dış politikasıyla kendi ulusal çıkarlarını genişletmek arzusunda değil? Bosna ve Kosova'daki son 20 senelik Amerikan varlığının tamamen karşılıksız olduğuna samimi bir şekilde kim inanabilir? Aynı insanlar 1999'da Amerika'nın kendisi için 7 bin kişilik, 300 konutluk, helikopter pisti, spor salonları, oyun alanları ve hatta bir alışveriş merkezine sahip bir kışla olan Camp Bondsteel'i inşa ettiğini bilmiyorlar mı? Bunun soyut bir özgürlük kavramı ve kendi geleceğini belirleme adına yapılmış olduğuna gerçekten inanan var mı?

Geçen yaz Priştine'da ders verirken, özellikle parlak bir öğrencime, Kosovalı gençlerin Amerika hakkında gerçekten ne düşündüğünü sordum. Verdiği cevap, hâlihazırda şüphelendiğim şeyi tasdik etti. Öğrencim, Kosovalıların genel olarak Bill Clinton ve Amerikan kültürünü sevdiğinden bahsetti. Ama Amerikan yardımını da pek sevdiklerini söyledi. Öğrencim, Amerikan yardımı kesildiği anda Kosovalı gençlerin Amerika'ya duyduğu yapay sevginin de biteceğini söyledi.

Diğer yandan Müslüman dünyasında yaptığım seyahatlerde edindiğim kendi tecrübelerime dayanarak diyebilirim ki Kosova, şimdiye kadar gördüğüm Müslüman nüfusun çoğunluk olduğu ülkeler arasında kesinlikle en seküler olanı. Hanefi, Sufi veya Türk nüfuzuyla şekillenmiş dini kurumlar ve vakıfların sayesinde, Kosovalılar orantısız sayılarda DAEŞ'e katılmıyor. Bu Hanefi-Sufi-Türk yorumu, bu arada, çoğunlukla Vahhabilik adı altında sınıflandırılan DAEŞ ve El-Kaide gibi grupların hakiki ideolojik altyapısını oluşturan ideolojinin içine yerleşik değil. Türkiye'nin dini nüfuzu, tam tersine, İslam'ın, Bosna ve Kosova'ya yabancı olan bu radikal yorumlarına yönelik değerli bir kontrol unsuru olarak fonksiyon görüyor.

Kosova'dan (ve hatta Bosna'dan) insanlar, fakirlik ve bütün Balkanlardaki en işlevsiz kemikleşmiş siyasi kurumlar yüzünden DAEŞ'e katılıyorlar. Radikalleşmenin arkasındaki itici gücün ideoloji değil yoksulluk olduğunu gösteren çok sayıda ve mükerrer araştırma var. Geçen yaz Priştina'da ders verirken öğrencilerim bana, Amerikan yardımının dağıtılma tarzının, bir bağımlılık ve tâbiyet kısır döngüsüne yol açtığını net bir şekilde ifade ettiler. En basit iç meselelere dair kararların dahi çoğunlukla evvela Priştina'daki devasa Amerikan Büyükelçilik misyonunun araştırmasından geçmesi gerekiyor. Bu Amerikan misyonu birçok açıdan Kosova'nın ulusal hükumetinin amiri gibi davranmakta.

Sonuç olarak ben, Türkiye'nin Balkanlardaki girişimlerinin şiddet temelli bir İslamcılık veya radikalliği körüklediğine inanmıyorum; hatta radikalliğin sebeplerine dair daha büyük bir sorumluluğu, Amerika'nın Kosova'daki yerel-organik kurumsal gelişimi geride bıraktığımız 15 sene boyunca bastırıp boğmasına yüklerdim. Amerika'nın Kosova'da şimdiye kadar gösterdiği çabaların, başarısız siyasi kurumlar, çöken bir ekonomi ve yaygın yolsuzluk olduğu görüldü. Bu kurumsal ve ekonomik başarısızlıklar, Kosova toplumunun belli kesimlerinin radikalleşmesindeki asıl sebeptir; Türkiye'nin kültürel ve dini ilişkileri güçlendirirken gerçekleştirmeye gayret ettiği anlamlı altyapı projeleri ise kesinlikle böyle bir radikalleşmenin sebebi değildir. Türk vakıflarının ve eğitim kurumlarının yaptığı şey, bilakis, yabancı Vahhabi ideolojilerine yönelik çok önemli bir kontrol unsuru olmaktır."

 

KAYNAK: AA

Yrd. Doç. Dr. Joseph J. Kaminski

Mütercim: Ömer Mansur Çolakoğlu

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), İHH tarafından Gazze’de hizmet vermekte olan Osmanlı Kültür Merkezi’ne jeneratör desteğinde bulundu.

Gazze’de bulunan Osmanlı Kültür Merkezi, Gazzeli gençlere ve kadınlara mesleki, teknik ve dini konularda ücretsiz eğitim veriyor. 2009 yılında İHH Vakfı’nın Gazze Şeridi’nde açtığı kültür merkezlerinden biri olan Osmanlı Kültür Merkezi’nde 5 farklı alanda yaklaşık 20 kurs yürütülüyor. Söz konusu merkezden günde yaklaşık 300 kişi faydalanıyor. Ayrıca merkezde İngilizce, Bilgisayar, Elektronik eşyaların tamiri, dikiş, nakış, örgü ve hafızlık alanlarında kurslar düzenleniyor.

Geçtiğimiz yıl Osmanlı Kültür Merkezi’nde dikiş kursu alan kadınların ailelerine destek olmaları amacıyla kadınlara TİKA tarafından 80 adet dikiş makinası desteğinde bulunulmuştu. Bu yıl da kültür merkezinde hizmetlerin kesintisiz sürdürülebilmesi amacına atfen 50 KW’lık bir adet jeneratör TİKA tarafından temin edilerek yetkililere teslim edildi.

TİKA tarafından projenin gerçekleştirilmesiyle, Gazze’de doğrudan insan hayatına olumlu katkıda bulunan mesleki eğitimlerin kesintisiz biçimde sürdürülmesi sağlanmış oldu.