Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına Bağlı Vatandaşlara Hizmet ve Sosyal Yenilikler Devlet Ajansı (ASAN Hizmet) bünyesinde ASAN Radyo’nun teknik altyapı kurulumu süreci tamamlandı.
TİKA Azerbaycan’da faaliyetlerine devam ediyor. Azerbaycan’da işlevi ve görevi bakımından önem arz eden ASAN Hizmet, kamu hizmetleri alanında Türkiye Cumhuriyeti Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) ile birlikte 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ödüle layık görülmüştü.
ASAN Hizmet’le yapılan işbirliği kapsamında TİKA tarafından kurulan ASAN Radyo, kamu hizmetlerinin vatandaşlara etkin ve doğru bir biçimde aktarılması yönünde bilgilendirme yapmak, ayrıca genel olarak toplumu ilgilendiren hususlarla ilgili vatandaşları bilgi ve bilinç yönünden desteklemek üzere kuruldu. İdari bölümlerdeki inşaat, tefrişat çalışmalarının ise Ocak ayı sonunda tamamlanması planlanıyor.
Geçtiğimiz günlerde 100 FM frekansından test yayınına başlayan ASAN Radyo 25.01.2016 tarihi itibariyle gerçek yayın hayatına başladı.
Ön eğitimlerin tamamlandığı ASAN Radyo çalışanlarına önümüzdeki günler içinde TİKA-TRT işbirliği çerçevesinde ortak eğitimler verilecektir.
Düzenli olarak TİKA proje ve faaliyetleri ile Türkiye hakkında çeşitli yayınların da yer alacağı 100 FM frekansından yayınına başlayan ASAN Radyo’yu yalnız Azerbaycan’dan değil, internet üzerinden dünyanın her bir köşesinde dinlemek mümkün.
ASAN Radyo yayınları internet üzerinden http://www.asanradio.az/# web sayfasının sağ üst köşesinde yer alan “Canlı dinle” butonunu tıklayarak dinlenebilir.
Afganistan Eğitim Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) işbirliği ile 1.575 öğretmene yönelik düzenlenen üçüncü grup meslek içi eğitim programı tamamlandı.
TİKA, Afganistan’da gerçekleştirdiği projelerine yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Afganistan Eğitim Bakanlığı ve TİKA işbirliği ile 1.575 öğretmene yönelik düzenlenen üçüncü grup meslek içi eğitim programı tamamlandı.
İki ülkenin milli marşlarının söylenmesi ile başlayan programda üçüncü programı başarı ile tamamlayan 126 kursiyer öğretmen ile dördüncü programa başlayan 150 öğretmen hazır bulundu. Törene Afganistan Eğitim Bakan Yardımcısı Esedullah Muhakkik, Afganistan Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme İdaresi Genel Müdürü Yardımcısı Abdulhak Rahmati, TİKA Kabil Koordinatörü Süleyman Şahin, Ayna TV Genel Müdürü Nadir Beg Sadıkoğlu, TİKA Öğretmeni Mutlu Güzel, Eğitim Bakanlığının yetkilileri, Ofis çalışanları ve kursiyer öğretmenler katıldı.
Törende konuşma yapan TİKA Kabil Koordinatörü Şahin, düzenlenen kapasite arttırma programının çok önemli olduğunu belirtti. TİKA Kabil Koordinatörü Şahin, eğitime katılan kursiyer öğretmenlerin istekli ve disiplinli olmalarının başarıyı arttırdığını sözlerine ekledi.
Eğitim Bakan Yardımcısı Muhakkik ise yaptığı konuşmada; TİKA’nın öğretmenlere yönelik yürütülen meslek içi eğitim programını takdir ederek, Eğitim Bakanlığı tarafından planlanan 3.000 kişilik mesleki eğitim ihtiyacının TİKA tarafından 1.575’inin üstlenmesinin önemine değindi.
Konuşmalardan sonra Bakan Yardımcısı Muhakkik, TİKA Koordinatörü Şahin, Ayna TV Genel Müdürü Sadıkoğlu, TİKA Öğretmeni Güzel ve Öğretmen Yetiştirme Başkanı V Rahmati, üçüncü programı tamamlayan öğretmenlere sertifikalarını dağıttılar. Sertifika dağıtımının ardından protokol tarafından dördüncü program başlatılarak merasim tamamlandı.
Öğretmen Kapasite Geliştirme Programı TİKA tarafından yapılarak Afganistan Eğitim Bakanlığı’na devredilen Sürekli Eğitim Merkezinde sürdürülüyor. Sabah 08.00 da başlayan dersler 16.00 a kadar devam ediyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteği ile Moldova’da yürütülen Okul ve Kreşlerde İlkyardım Projesi kapsamında Kişinev’deki anaokulu ve ilkokul öğretmenlerine kurs verecek eğiticiler, eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını aldı.
TİKA, Moldova Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma ve Acil Durumlar Müdürlüğü ile “ASTUDMED” Derneği işbirliğinde yürütülen projenin ilk aşaması sonunda, hazırlanan temel ilkyardım eğitimi içeriği Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından onaylandı.
Projenin ikinci aşaması kapsamında ise onaylanan içeriğe göre düzenlenecek kurslarda görev alacak eğiticiler için bir sertifika programı düzenlendi. Projede gönüllü olarak görev alacak eğiticiler, Nikolai Testemitianu Tıp Devlet Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan “ASTUDMED” Derneği üyelerinden oluşuyor.
Başkent Kişinev’de bulunan on adet anaokulu ve ilkokulda çalışan öğretmenlere yönelik düzenlenecek ilkyardım kursları ile birlikte her okula birer ilkyardım çantası hediye edilmesi planlanıyor. İlerleyen dönemlerde ise projenin Beltz, Kahul ve Gökoğuz Yeri’ndeki okulları da kapsayacak şekilde genişletilmesi öngörülüyor.
Acil durumlarda öğretmenlerin kendi gözetimlerindeki küçüklere daha bilinçli ve etkili bir şekilde yardımcı olabilmelerini hedefleyen proje ile aynı zamanda çocuklara en temel ilkyardım prensiplerinin tanıtılması amaçlanıyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) koordinasyonunda Moğolistan’da Bilge Tonyukuk Anıt bölgesindeki kazılarda Türklerin bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulundu. Türk kazı heyetine başkanlık eden Prof. Dr. Ahmet Taşağıl kazı çalışmaları ile ilgili TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam’a rapor sundu.
TİKA, Moğolistan’da Türk tarihine ışık tutacak çalışmalarına devam ediyor. TİKA’nın Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’nda gerçekleştirdiği arkeolojik kazılarda Türk başkanlık eden Prof. Dr. Ahmet Taşağıl kazı çalışmaları ile ilgili TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam’a rapor sundu. Bu rapora göre TİKA koordinasyonunda Moğolistan’da Bilge Tonyukuk Anıt bölgesindeki kazılarda bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulundu.
Atalarımızın Bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri
Kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Taşağıl, sunduğu raporda kazı esnasında 11 açma açıldığını belirterek, “Çok sayıda yeni arkeolojik keşfe ulaşıldı. Fakat en dikkat çekicilerinden biri 11 numaralı açmada atalarımızın bin 300 öncesine ait parmak izleri bulunmasıdır. Bu ilginç bir tarihi keşiftir” diyerek önemli bir keşfi açıkladı.
Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’nda su tahliye kanallarıyla ilgili bir keşif de olduğunu belirten Taşağıl, “Su tahliye kanalının zamanının örneklerine göre gayet iyi durumda korunması kazı çalışmalarının önemli buluşlarından biridir. Özellikle dış duvarın yığma duvar tekniği ile yapılması ve o çağların en iyi kerpiç yapma tekniği olan Han-tu (kuru toprak) yöntemiyle yapılması büyük bir başarıdır” dedi.
“Bilge Tonyukuk Anıtı’nda zamanına göre yüksek yapı teknolojisi kullanılmış”
Kazı çalışmalarındaki 11 açmanın genelinde beton parçası bulunduğunu belirten Taşağıl, “Geçmiş dönemlerde anıt alanı korumak için yapılan beton malzemeler bütün açmalarda görülüyor. Ancak, anıt alanın neredeyse tamamında çok sayıda pişmiş topraktan yapılmış zemin döşemesi parçası, su sistemine ait olduğunu düşündüğümüz oluk ve boru parçaları ve kiremit ve sıva parçalarına rastlanılması anıtın zamanına göre üst düzey bir teknolojiyle yapıldığını göstermektedir. Özellikle renkli (sarı, pembe) ve kaliteli sıva parçaları, yapıda bulunan barkın süslü ve gösterişli olduğunu göstermektedir” diye konuştu.
Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’nda müze yapılacak
Türk tarihinin en eski yazılı belgesi olan Bilge Tonyukuk Anıtı’na ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla TİKA tarafından 11 kilometrelik asfalt karayolu yapılmıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’teki Moğolistan ziyaretinin ardından, TİKA’nın çalışmalarıyla Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtları, müzeye taşınarak, doğa şartlarına karşı korunması da sağlanmıştı. Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’ndaki kazı çalışmaları ile birlikte bu alanda da bir müze kurulması planlanıyor.
Tiran Avrupa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Enri Hide, Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerin, AK Parti iktidarı döneminde, özellikle de son iki yılda büyük bir ivme yakaladığını belirtti.
Tiran Avrupa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Enri Hide, Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerin, AK Parti iktidarı döneminde, özellikle de son iki yılda büyük bir ivme yakaladığını belirterek, Türkiye’nin varlığının, sarsıntlı bir süreçten geçen Balkan coğrafyasında “istikrar üreten” bir faktör olduğunu belirtti.
Hide, AA’ya yaptığı açıklamada, Balkanlardaki siyasi durum, bölgedeki radikalleşme eğilimleri ve Türkiye’nin Arnavutluk başta olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Kosova savaşının ardından bölgede jeopolitik dengelerin sarsıldığını, farklı yabancı aktörlerin nüfuz etmeye çalıştığını, bu çerçevede radikal eğilimlerin güç kazanmaya başladığını söyleyen Hedi, Balkan ülkelerinden terör örgütlerine katlımın, savaşlar, yoksulluk, siyasi istikrarsızlık ve devlet kademelerindeki yolsuzluklarla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. “Balkanlar siyasi radikalizmden de çok çekti” diyen Hide, Sırbistan, Hırvatistan ve diğer bazı Balkan ülkelerindeki aşırı sağcı hareketlerin neden olduğu sorunlara da işaret ederek, “Balkanlar istikrarsız bir jeopolitik saha. Dolayısıyla her zaman kendisinde bu potansiyeli barındırdı’’ şeklinde konuştu.
Türkiye’nin, Irak ve Suriye sınırlarında cereyan eden terör olaylarıyla başetmek zorunda kaldığını ve doğrudan maruz kaldığı bu tehditlere karşı bazı araçlar geliştirdiğini söyleyen Hide, Türkiye gibi bir gücün Balkanlara entegre olmasının, bölge istikrarına hizmet ettiğini ayrıca beraberinde taşıdığı ılımlı İslam anlayışıyla radikal eğilimlere set çektiğini kaydetti. Hide, “Türkiye’nin Balkanlar için yaptığı yardımlarla sunduğu ikinci bir katkı da jeopolitik istikrardır. Yani Türkiye, yürüttüğü faaliyetlerle istikrar üreten bir faktör olarak bölgeye katkıda bulunmaktadır ve bu durum da Balkan ülkeleri ile Türkiye arasındaki işbirliğinin daha da gelişmesine zemin hazırlamaktadır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin “yumuşak gücü”
Son dönemde bazı çevrelerin Türkiye’nin Balkanlarda yürüttüğü faaliyetlere yönelik eleştirilerine de değinen Hide, “Kültürel ve insani yardım çalışmaları, eğitim alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi bir tanıtım çalışması ise o zaman Türkiye’nin ‘yumuşak gücünü’ çok verimli ve tamamen meşru bir şekilde kullanmasından bahsediyoruz demektir’’ diye konuştu. Yunanistan’ın, ekonomik kriz nedeniyle kendi iç sorunlarıyla uğraşmak zorunda kaldığı döneme kadar 20 yıl boyunca Balkanlarda, siyasi ve ekonomik istikrarı olumsuz etkileyen bir faktör olarak öne çıktığını, Arnavutluk ve Makedonya ile sınır ihtilaflarına ilişkin iddialarının da buna örnek teşkil ettiğini savunan Hide, toprak tartışmaları açmayan, bir hegemonya amacı gütmeyen ve genel olarak bölge istikrarına katkıda bulunan her türlü faaliyetin bölge halkları tarafından memnuniyetle karşılandığını kaydetti.
TİKA’nın faaliyetleri
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA), bölgede yürüttüğü faaliyetlerle Türkiye’nin Balkanlardaki varlığının en önemli unsurları arasında yer aldığını da vurgulayan Hide, “TİKA, Türkiye’nin sahip olduğu en iyi kamu diplomasisi aracıdır” ifadelerini kullandı. Büyük devletlerin kamu diplomasisi alanında faaliet yürüten kuruluşları bulunduğunu belirten ve bu çerçevede İtalyan Kalkınma İşbirliği, İsviçre İşbirliği Ajansı ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’na (USAID) işaret eden Hide, TİKA’nın, Balkanlarda vatandaşların yaşamlarının iyileştirilmesine doğrudan etki ederek uzun yıllardan beri tüm sektörlere destek sağladığını vurguladı. Kurumun Arnavutluk’taki çalışmalarının da övgüyle söz eden Hide, “TİKA’nın, Arnavutluk’un en fazla ihtiyaç duyduğu ve en fazla engelle karşılaştığı bilimsel araştırmalar ve bunların finansmanıyla ilgili olarak da sadece resmi aktörlerle değil, sivil toplum kuruluşlarıyla da daha fazla işbirliği yapmasını umuyorum” diye konuştu.
KAYNAK: AA
MALİK HASA
Mütercim: CÜNEYT DAVUT
Türkiye, Balkan coğrafyasındaki faaliyetlerini, belirli bir grup ya da kesimin çıkarlarını öncelemek yerine etnik ya da dini ayrım gözetmeden bütün kesimleri içerecek perspektif çerçevesinde devam ettiriyor.
Yugoslavya’nın dağılmasının ardından patlak veren kanlı savaşları, bölgeyi “siyasi bir kördüğüme” mahkum ederek bitiren Dayton Anlaşması, azınlıklar, giderek derinleşen dini ve etnik bölünmeler gibi birçok kronik sorunla malul olan Balkanlar, “kalıcı ve kurumsallaşan istikrar” ya da bir şiddet dalgasına yol verecek yeni bir sürecin eşiğinde.
Küresel aktörlerin “istikrar” gerekçesiyle Balkan ülkelerine yönelik müdahaleleri, son tahlilde, ittifak eksenleri ve enerji güzergahlarının temini gibi stratejik hedeflerin yedeğinde gerçekleşiyor.
Köklü tarihi ve kültürel bağlarının bulunduğu Balkanları dış politika stratejisinin başlıca unsurlarından biri olarak belirleyen Türkiye ise son dönemde siyasi kamplaşmaların ve hesapların sonucu olarak çıkan “çatlak seslere” karşın, bölgedeki faaliyetlerini, mevcut bütün ihtilaf alanlarını aşacak şekilde, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ifadesiyle “kriz değil vizyon odaklı” kuşatıcı bir perspektifle devam ettiriyor.
Türkiye’nin Balkan politikasının üç ana zemini
Türkiye’nin bölgede izlediği politikaları, çok taraflı bir yaklaşım ve uluslararası barış girişimlerine iştirak üzerine kuruldu. Dışişleri Bakanlığının 2013 yılına ait strateji belgesine göre, Balkan politikası “üst düzeyli siyasi diyalog”, “herkes için güvenlik, azami ekonomik entegrasyon” ve “bölgedeki çok etnikli, çok kültürlü, çok dinli toplumsal yapıların muhafazası” ana eksenleri üzerinde şekilleniyor. Bu yaklaşımla Türkiye, ekonomik faaliyetlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel boyutlu faaliyetlere de ağırlık veriyor. Türkiye’nin bu yumuşak güç enstümanlarına ağırlık vermesi bölge halkı tarafından güven ve istikrarı artırmaya yönelik iyi niyetli adımlar olarak algılanıyor. Bununla beraber bazı kesimlerin, son dönemde Balkanlar’da artan DAEŞ tehdidi bağlamında Türkiye’ye yönelik hiçbir nesnel gerçekliği olmayan eleştiri ve suçlamalarda bulunması, Balkanların, alternatif enerji güzergahları açısından gizli bir strateji savaşının odağına yerleşmesi, diğer yandan bölgedeki büyük güçlerin ekonomik, siyasal, kültürel alanlarda rekabet içinde olmalarıyla açıklanabilir. Ancak, uzmanlar, bu türden yaklaşımların bir kara propagandaya dönüştürülmesinin, çok etnikli ve dinli kırılgan yapısıyla Balkanlardaki ayrışmaları daha da derinleştirme tehlikesi taşıdığı görüşünde,
TİKA’nın Balkanlar’daki faaliyetleri
Türkiye, ABD, Almanya ve Vatikan gibi ülkeler Balkanlarda eğitim, sağlık, insani yardım, restorasyon ve istihdam sağlamaya yönelik hizmetleri çeşitli kurumlar aracılığıyla sağlıyor. Türkiye’nin Balkanlarda varlığı en fazla hissedilen kurumlarından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), bölgede geniş etkinlik alanına sahip. Kamuoyuna açıklanan faaliyet raporlarına göre TİKA tarafından gerçekleştirilen proje ve faaliyetlerin sektörel dağılımı ve oransal değerleri şu şekilde: Yüzde 45,5 sağlık, yüzde 20,49 idari ve sivil toplum, yüzde 15,81 eğitim, yüzde 14,78 kültürel işbirliği ve restorasyon, yüzde 3,45 su ve su hijyeni.
Kilise ve manastırlar da restore ediliyor
TİKA’nın, Balkanlardaki faaliyetlerini herhangi bir ayrım gözetmeden, kapsayıcı bir yaklaşımla yürüttüğünün en önemli göstergelerinden biri de küçük bir azınlık olarak bulundukları ülkelerde Hristiyan nüfusa ait ibadethanelerin de imar ve restorasyon projelerine imza atması. Bu çerçevede Makedonya’da Kumanovo şehri yakınlarında bulunan Aziz George Kilisesi’nin ölçüm ve arazi çalışmaları Makedonya Cumhuriyeti Milli Konservasyon Merkezi uzmanlarının talebi üzerine, TİKA tarafından görevlendirilen restorasyon firması tarafından gerçekleştirdi.
TİKA yine Bosna Hersek’te, Fojnica Fransisken Manastırı’na alarm, kamera, yangın alarmı ve müdahale sistemleri kurdu, Bosna-Hersek’teki Ortodoks cemaatin Noel ve Paskalya ayinlerine ev sahipliği yapan Azize Meryem Kutlu Doğum Katedrali Kilisesi’nin çevre düzenlemesi çalışmalarını tamamladı.
Yüzde 5’lik azınlık için büyük mali destek
Bölgede faal olan diğer aktörlerin ise genel olarak belirli bir grubun refah ve çıkarlarını önceleyen bir hedef doğrultusunda çalışmalar yürüttükleri dikkat çekiyor. Örneğin Kosova’da Hristiyanlar, toplumun yüzde beşlik kesimini oluşturuyor ve Vatikan, Hristiyanların dini ibadetlerini en uygun şekilde yerine getirmeleri için pek çok ibadethanenin açılması konusunda Kosova hükümetine destek sağlıyor. Bu çerçevede bölgedeki Hristiyanların en önemli tarihsel şahsiyetlerinden Rahibe Teresa anısına 2010’da bir katedral inşa edildi. Diğer yandan Katolik sivil toplum örgütü Caritas, Ferizaj merkezli 153 personel 400 gönüllü yapılanması ile Kosovalı Katoliklere eğitim, sağlık, istihdam gibi sosyal destek projeleri sağlayarak çalışmalarına devam ediyor.
Cami restorasyonu dördüncü öncelikte
Türkiye’nin Balkanlar’da artan nüfuzu ve etkinliğine yönelik eleştirilere mesnet olarak kullanılan ve son olarak Amerikalı akademisyen ve ABD Dışişleri Bakanlığı eski danışmanlarından David Phillips’in, Huffington Post haber portalındaki makalesinde söz konusu ettiği TİKA’nın “cami restorasyonu” faaliyetleri ise kurumun öncelikler listesinde dördüncü sırada yer alıyor. Halkın yüzde doksanının Müslüman olduğu Kosova’da TİKA’nın, tarihi ve kültürel mirasın önemli unsurları arasında yer alan ibadethaneleri restore etmesini “bu ibadethaneler aracılığıyla dini radikalizmin yayıldığı” gibi mesnetsiz bir suçlamaya konu eden Phillips’in bu iddiayı, Türkiye’nin Balkanlar’daki önemli strateijk açılımlarından bir olan ve 28 Aralık 2015’te yapılan Sırbistan-Türkiye İş Forumu’nun ertesi gününde kaleme alması, gündeme getirdiği suçlamaların arka planında başka amaçlar olabileceği şüphelerini de beraberinde getiriyor.
"Türkiye’nin varlığı aşırlıkları törpülüyor"
“Hariçten” yapılan değerlendirmeler ve gündeme getirilen eleştirilere karşın bölgeyi yakından tanıyan, takip eden uzmanlar ve akademisyenler, Türkiye’nin Balkanlarda yürüttüğü faaliyetlerin, tam aksine radikal eğilimlerin önlenmesine kritik bir rolü olduğu görüşünde.
Bu çerçevede, Türkiye’nin bölgedeki varlığının güçlenmesine paralel olarak bu tarz karşı söylemlerin de artacağını ifade eden Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Öğretim Üyesi Amerikalı Joseph J. Kaminski, “Kosovalı Müslümanların radikal eğilimli gruplara katılım oranı yüksek değil. Bu durumun en büyük sebebi Kosovalı Müslümanların din anlayışlarının temelini Hanefi mezhebinin oluşturması ve yine Kosovalı Müslümanlar ile aynı mezhebi benimseyen Türkiye’nin, bölgede restore ettiği ibadethaneler sayesinde aşırılığı tetikleyen dini eğilimleri törpülemesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sahada edindiği izlenimlerin de bu kanaatini pekiştirdiğini söyleyen Kaminski, “Türkiye Balkanlarda zengin bir mirasa sahip. Geçen yaz Prizren’deydim. Tanıştığım insanlar, şimdiki Türk hükumetinin gayretlerine yönelik derin takdir hislerini ifade ettiler; Türk kültürüyle alakalı da çok daha derin bir minnettarlık gösterdiler. Türkçe, Prizren ahalisince yaygın bir şekilde kullanılıyor ve şehrin mimari tarzı ve kafeleri ise su götürmez derecede Osmanlı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ekim 2013'te bu tabii bölgesel müttefikiyle olan dayanışmasını pekiştiren bir konuşmayı, hususen Osmanlı'nın bu tarihi müstahkem şehrinde yapması ise son derece anlamlı” diye konuştu.
“Balkanlarda dini aşırılıklara karşı kalkan ülke: Türkiye”
Makedonya Cumhuriyeti Tetova Universitesi Sanat Felsefesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Metin İzeti de Türkiye’nin bölgedeki etkinliğinin artmasıyla birlikte sivil toplum örgütlerinin dini ve kültürel faaliyetlerinin görünür hale gelmesinden bazı çevrelerin fazlasıyla rahatsız olduğu, bölge halkını Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalıştıkları görüşünde.
Bu rahatsızlık sebebiyle Türk dış politikasının “Neo Osmanlıcılık” yaftası altında mahkum edilmeye çalışıldığını belirten İzeti, “Türkiye’nin Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Karadağ gibi Balkan ülkelerinde din, dil, ırk ayrımı gözetmeden gerçekleştirdiği faaliyetlerin bölgeye ne tür bir kötülük ve tehlike getireceğini anlamakta zorluk çekiyorum. Türkiye’nin Balkan halklarına ait olan bu öz kültürü yaşatmasından memnun olan halkın gönüllerine nifak tohumu yerleştirilmeye çalışılmasının art niyetli yapıldığı gayet açıktır” ifadelerini kullandı.
İzeti şöyle devam etti: “Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı çevrelerin söyledikleri gibi bölgede hiçbir zaman zorla ve baskıcı dini faaliyetleri olmamıştır. Tam tersine şiddete başvuran ve İslam düşüncesini son dönemlerde ciddi sıkıntılara sokan anlayış ve gruplara karşı, Türkiye en üst yöneticisinden memuruna kadar, her zaman bölgeye destek olduklarını devamlı dile getirmiş ve bu aşırıcılığın geniş kitlelere yayılmaması için büyük gayret göstermiştir. Aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki mevcudiyetinin dini aşırılıkların ve şiddetin önüne geçilmesinde en önemli etken olacağından asla şüphe yoktur. Türkiye, Balkanlarda dini aşırılıklara karşı kalkan ülkedir.”
KAYNAK: AA
SELİN ÇALIK MUHASİLOVİÇ
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tacikistan’ın Dağlık Badahşan Bölgesinde 7.2 şiddetinde meydana gelen depremden zarar gören ailelere insani yardımda bulunuldu.
Tacikistan’ın Dağlık Badahşan Bölgesinde 7.2 şiddetinde meydana gelen depremden dolayı iki kişi hayatını kaybederken birçok insan da yaralanmıştı. Depremden 14 köy etkilenmiş olup 500’den fazla ev ciddi bir şekilde hasar görmüştü. 2014 yılında sel felaketinden etkilenen ihtiyaç sahiplerine acil gıda yardımında bulunan TİKA şimdi de depremzedelerin yardımına koştu.
Bu kapsamda TİKA tarafından gerçekleştirilen projeyle depremden zarar gören ailelere gıda ve ısınma ihtiyaçlarının karşılanması kapsamında gıda, temizlik malzemesi ve battaniye yardımında bulundu. Depremden etkilenen 500 ailenin iki aylık gereksinimini karşılayabilecek yardım paketi ve battaniye TİKA tarafından temin edilerek yetkililere teslim edildi.
Yardım paketlerinin teslim programı, T.C. Duşanbe Büyükelçisi Asım Arar, Tacikistan Devlet Rezerv ve Malzeme Ajansı yetkilileri ve Duşanbe Program Koordinasyon Ofisi yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirildi. T.C. Duşanbe Büyükelçisi Arar, TİKA tarafından hazırlanan yardım kolilerin ve battaniyelerin teslimi esnasında yaptığı açıklamada, yapılan bu yardımın iki ülke arasında var olan dostluk ve kardeşlik ilişkilerini daha da artıracağını belirterek Türkiye Cumhuriyeti’nin ve TİKA’nın her konuda Tacikistan halkının yanında olduğunu kaydetti.
Tacikistanlı yetkililer ise yaptıkları açıklamalarda iki ülke insanının kültür açısından birbirine çok benzediğini ifade ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin Tacikistan’ın bağımsızlığından itibaren her zaman yanında olduğunu ve her türlü afet zamanında destek çıktığını belirttiler.
Ayrıca depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere en kısa sürede TİKA’nın proje gerçekleştirdiğine dikkat çeken yetkililer, desteklerinden dolayı Türk halkına çok minnettar olduklarını ve kardeş iki toplumun ilişkilerinin eskiden beri iyi bir seviyede olmasından dolayı da memnuniyetlerini ifade ettiler.
Senegal Moda Dikiş ve Kesim Enstitüsü'nün eğiticilerine Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın katkılarıyla T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen giyim üretim teknolojisi öğretmenleri tarafından Giysi Tasarımı ve Üretimi Eğitimi verildi.
TİKA, Senegal’de gerçekleştirdiği projelerine yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu kapsamda Senegal’de farklı sektörlerde önemli projelere imza atan TİKA’nın katkılarıyla T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen giyim üretim teknolojisi öğretmenleri tarafından Giysi Tasarımı ve Üretimi Eğitimi verildi.
TİKA ve Senegal Aile Kadın ve Çocuk Bakanlığı Kadın Girişimciliği Müdürlüğü işbirliğinde gerçekleşen eğitim programı kapsamında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen iki giyim üretim teknolojisi öğretmeni tarafından, Senegal'in başkenti Dakar'da 14 kursiyere 8 günlük eğitim programı düzenlendi. Eğitim programı kapsamında enstitü tarafından belirlenen bir model üzerinde, kalıp çıkarmadan, kumaş kesimine dikim planı yapmadan bütün dikiş aşamalarına kadar konular ele alındı.
Kursiyerlere bütün giyim üretim süreci gösterilerek, Türk tekniği tanıtıldı. Eğitim sonunda kursiyerler ve okul yöneticileri verilen eğitimden çok memnun kaldıklarını, Türk öğretmenlerin kendi tekniklerini geliştirilmesine büyük katkı sağladıklarını belirttiler. Kursiyerler ve okul yöneticileri açıklamanın devamında daha önce benzer eğitimleri diğer uluslararası ajansların katkılarıyla aldıklarına rağmen, Türk öğretmenlerin bu kurs kapsamında daha büyük katkı sağladığını ifade ettiler. Kursiyerler ve okul yöneticileri eğitimlerin önümüzdeki süreçte de devam etmesini istediklerini belirttiler.
Bundan sonraki aşamada, TİKA'nın katkısıyla söz konusu kurs boyunca Türk eğiticilerden eğitim alan Senegalli eğiticilerin Senegalli kadınlara meslek edindirme kurslarında eğitim vermeleri öngörülüyor.
Afganistan'da çeşitli alanlarda birçok projeyi hayata geçiren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Cevizcan vilayetinde daha önce şehit aileleri, yetimler ve yardıma muhtaç ailelere yönelik düzenlemiş olduğu kurslara bir yenisini ekleyerek kadınlara yönelik meslek edindirme kursu açtı.
TİKA, Afganistan’da gerçekleştirdiği projelerle faaliyetlerine devam ediyor. Bu çerçevede Afganistan'da çeşitli alanlarda birçok projeyi hayata geçiren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Cevizcan vilayetinde daha önce şehit aileleri, yetimler ve yardıma muhtaç ailelere yönelik düzenlemiş olduğu kurslara bir yenisini ekleyerek kadınlara yönelik meslek edindirme kursu açtı. TİKA tarafından açılan meslek edindirme kursu düzenlenen törenle hizmete açıldı.
Cevizcan Kadın İşleri Müdürlüğü'nde düzenlenen törene Cevizcan Valisi Mevlevi Lutfullah Azizi, TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Kemal Kadir Karadoğan, Şibirgan Afganistan-Türkiye Dostluk Çocuk Hastanesi Koordinatörü Dr. Müslüm Kuzudişli, Cevizcan Kadın İşleri Müdürü Nacibe Kureyşi ve kursiyerler katıldı.
Kadın İşleri Müdürlüğünün talebi üzerine TİKA tarafından açılan kurstan Cevizcan'da yaşayan 90 kadın faydalanacak. Söz konusu kurslara Afganistan’da yoğun ilgi olduğunu belirten Cevizcan Kadın İşleri Müdürü Nacibe Kureyşi, kursa alınacak kadınların ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesi için ön mülakat yapıldığını ve mülakata 600’den fazla kadının katıldığını kaydetti. Talebin yüksek olmasının sebebini insanların ciddi geçim sıkıntısı çektiklerine bağlayan Cevizcan Kadın İşleri Müdürü Kureyşi, Türkiye’nin bu alanda yaptığı yardımlar için müteşekkir olduklarını söyledi. Cevizcan Kadın İşleri Müdürü Kureyşi, Türkiye'nin Afganistan'a yaptığı yardımların hiçbir zaman unutulmayacağını ve özellikle bu kurslar sayesinde hayırlı bir iş yapıldığını ifade etti. TİKA'nın Cevizcan'da açtığı kursta kadınların, Kur'an-ı Kerim, bilgisayar, dikiş, mefruşat ve nakış alanlarında 6 ay eğitim alacağını ifade eden Cevizcan Kadın İşleri Müdürü Kureyşi, böyle önemli faaliyetlerin sürdürülmesinin faydalarına dikkat çekti.
Cevizcan Valisi Mevlevi Lütfullah Azizi ise Türkiye'nin Afganistan'da hiçbir amaç gütmeden yardım faaliyetlerini yürüttüğünü vurgulayarak bu yardımların sonraki nesiller tarafından hayırla yad edileceğini belirtti. TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Kemal Kadir Karadoğan da TİKA'nın Cevizcan'da gerçekleştirdiği projelere değinerek daha önce de kapasite geliştirme ve meslek edindirme kursları düzenlediklerini hatırlattı.
TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Karadoğan, açılışını yapacakları söz konusu kursun tüm masrafları ve malzemelerinin TİKA tarafından karşılanacağını belirterek, “Ayrıca ilerleyen zamanlarda erkeklere yönelik de meslek edindirme kursları açmayı planlıyoruz. Yeni hedefimiz inşaattan ziyade böyle meslek edindirme ve kapasite geliştirme kursları yapacağız'' dedi. TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Karadoğan’ın konuşmasının ardından protokol üyelerince kurdele kesimiyle kursun açılışı gerçekleşti.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tacikistan Cumhuriyeti Bilim Akademisi Jeoloji, Depreme Dayanıklı İnşaat ve Sismoloji Enstitüsü’ne deprem ölçüm cihazı desteğinde bulunuldu.
Genellikle dağlık bir coğrafyaya sahip olan Tacikistan, şiddetli depremlerin yaşandığı geniş deprem kuşaklarının üzerinde yer alıyor. Tacikistan’da yılda ortalama 3 ila 8 şiddetinde 3 binden fazla deprem yaşanıyor. Yakın tarihte de ülkenin doğusunda bulunan Dağlık Badahşan Bölgesi’nde meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremde 500’den fazla ev hasar görürken birçok insan da yaralanmıştı.
Tacikistan Cumhuriyeti Bilim Akademisi Jeoloji, Depreme Dayanıklı İnşaat ve Sismoloji Enstitüsü bütün ülkede deprem tehlikesine karşı 24 saat sismolojik izlemede bulunuyor. Ayrıca sismik enstrümantasyonların analog tipi ile donatılan Enstitü, Türk AFAD-Deprem Dairesi sismologları ile ortak çalışmalar sürdürmüştü. Ancak Enstitü modern, bilimsel ve teknik gereksinimlerini karşılamak ve sismoloji veri alışverişinin çağdaş koşullarda gerçekleştirilebilmesi için TİKA tarafından Enstitüye gerekli olan 3 takım sismik algılayıcı temin edildi.
Tacikistan Cumhuriyeti'nin deprem kuşağı içerisinde olduğu dikkate alınarak sismik istasyonlarının günümüz şartlarına uygun teçhizatla donatılmasının afet planlaması, sismik risklerin öngörülebilir olması ve deprem etkilerinin azaltılması bakımından faydalı olacağı düşünülüyor.
TİKA Duşanbe Program Ofisi’nde Enstitü yetkililerine bir törenle teslim edilen 3 takım sismik algılayıcı Rogun, Nurobod, Tavildara şehirlerine kurulacak. Sismik algılayıcılar özellikle 1. derece deprem bölgesi olan Rogun şehrine kurulması planlanan barajın yapım güvenliği ve baraj dolumu esnasındaki sismik hareketliliği ölçme amacıyla kullanılacak. Enstitü yetkilileri yapılan teknik yardımdan dolayı memnuniyetlerini dile getirerek, Türkiye’den deprem uzmanlarıyla da ortak çalışmalara devam etmeyi arzuladıklarını ifade ettiler.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Kéba Mbaye Vakfı ile işbirliğinde Senegal'in Kazamans Bölgesi Zigenşor ili, Adeane ilçesi'nde faaliyet gösteren on ilköğretim okuluna okul malzemeleri desteğinde bulunuldu.
TİKA, Senegal’de gerçekleştirdiği projelerine yenilerini eklemeye devam ediyor. Bu çerçevede Senegal’de farklı sektörlerde önemli projeler imza atan TİKA, Senegal'in en prestijli vakıf kuruluşlarından biri olan Kéba Mbaye Vakfı ile işbirliğinde Senegal'in Kazamans Bölgesi Zigenşor ili, Adeane ilçesi'nde faaliyet gösteren on ilköğretim okulunda eğitim ve öğretim gören yoksul öğrencilere okul malzemeleri desteğinde bulundu.
Proje kapsamında TİKA tarafından temin edilen malzemeler düzenlenen törenle öğrencilere dağıtıldı. Adeane'da gerçekleştirilen törene, TİKA Dakar Koordinatörü Kutluhan Yücel ve diğer yerel ve idari kurumların temsilcileri katıldı.
Törende konuşan Senegalli yetkililer, söz konusu proje sayesinde 2015-2016 eğitim yılında öğrencilere en iyi kalitede okul malzemeleri temin edilerek, öğrencilerin temel eğitim araç gereç ihtiyaçlarının giderilmesine katkı sağlandığını söylediler. Yetkililer, ayrıca Senegal'in en az gelişmiş bölgelerinde yaşayan muhtaç nüfusa yardım eli uzatılarak, eğitim sisteminin açıklarının kapatılmasına yardımcı olunduğunu ifade ederek TİKA'ya ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne minnettar olduklarını belirttiler.
TİKA Dakar Koordinatörü Kutluhan Yücel ise ülkedeki önemli bir sivil toplum kuruluşu ile işbirliği yapılarak, Türkiye ile Senegal arasındaki ilişkilerin pekiştirilmesine katkı sağlandığını vurguladı. TİKA Dakar Koordinatörü Yücel, TİKA'nın 2007 yılından bu yana Senegal'in eğitim sistemine önemli yatırımlar yaptığını ve yapmaya devam edeceğini ifade etti.
TİKA Dakar Program Koordinasyon Ofisi, 2016 yılında Senegal'in en az gelişmiş bölgesi olan Kazamans'ta özellikle eğitim, sağlık ve tarım alanlarında önemli sayıda projeyi hayata geçirmeyi hedefliyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Filistin’in Beytüllahim kentinde bulunan ve Hristiyanlarca Hz. İsa’nın doğduğuna inanılan Doğuş Kilisesi’nin restorasyonu amacıyla kurulan fona katkı sağladı.
Kilisenin ilk restorasyonu Osmanlı döneminde yapıldı
Roma İmparatorluğu tarafından 327 tarihinde Hz. İsa’nın doğduğuna inanılan yerin üzerine inşa edilen Doğuş Kilisesi (Nativity Church), en son Osmanlı Devleti idaresinde restore edildi. Kilisenin ihtiyaç duyduğu bakım ve onarımın gerçekleştirilmesi için 2009 yılında Kudüs’teki Yunan Ortodoks Patrikhanesi, Kutsal Toprakların Koruyucusu Terra Santa (Katolik Kilisesi) ve Ermeni Ortodoks Patrikhanesiyle eşgüdüm halinde çalışacak bir uluslararası restorasyon komitesi kurularak, bağışçı ülkelerden toplanan fonla kilisenin restorasyonuna başlandı.
TİKA, Kudüs’te tek din ve tek milletin değerlerinin dayatılarak şehrin binlerce yıllık birikiminin yok edilmesine yönelik hareketlere karşı, Kudüs’ün kültürel zenginliğinin korunması amacıyla Doğuş Kilisesi’nin restorasyonunda kullanılmak üzere Uluslararası Restorasyon Komitesi’ne katkıda bulundu.
İncil'e göre, Hz. İsa Beytüllahim'de bir mağarada doğdu. 300 yıl sonra buraya inşa edilen Doğuş Kilisesi, Hristiyanların en kutsal mekânlarından biri olarak kabul ediliyor. Restorasyon çalışmaları süren kilise, 2002 yılında kendisine sığınan 200 Filistinli nedeni ile İsrail Ordusu tarafından kuşatılmış ve Vatikan’ın çağrılarına rağmen saldırılar sırasında hasar görmüştü.
Kilise anahtarı 150 boyunca Müslüman aileye emanet edildi
Doğuş Kilisesi yüzyıllar boyunca Hristiyan Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasında da bir rekabete neden olmuştur. Doğuş Kilisesi’nin anahtarını elinde bulundurup kapıyı açma yetkisi, 1520’lerde Kanuni Sultan Süleyman tarafından Katolik papazlara verilmişti. Yetki, 1630’larda Rum Ortodokslar’a devredildi ve kilisenin kapısını 1850’lere kadar her sabah Ortodokslar açtı.
1850’lerde Rusya ve Fransa’nın Kudüs’teki kutsal mekânlar üzerinde koruyuculuk talepleri iki mezhebi yine karşı karşıya getirmişti. Bu çekişmeye Sultan Abdülmecid Han çıkardığı bir ferman ile son verdi. Ferman ile birlikte, 1852’de kilisenin kapısındaki kilidi değiştirildi ve anahtarın papazlarda değil, Beytüllâhim’in önde gelen bir Müslüman ailesinde, Hüseynîler’de bulunmasını emretti.
2002 yılına kadar yaklaşık 150 sene Doğuş Kilisesi bu Müslüman ailenin mensuplarınca açıldı. 2002 yılındaki İsrail ordusunun kiliseyi kuşatmasının ardından, Kudüs Rum Patriği tarafından kilit değiştirilerek, bu gelenek sona erdi. Kilisenin anahtarının hangi Hristiyan mezhebi tarafından korunacağı halen tartışmalı bir konu olarak durmaktadır.