Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı Kosova’nın tek Türk Belediyesi olan Mamuşa’da tarımla uğraşan 45 çiftçiye tarım makineleri desteğinde bulundu.
Türklerin çoğunlukta olduğu ve Kosova’da Türklerin yönettiği tek Türk Belediyesi olan Mamuşa’da üretim alanlarının artırılması, üretim teknolojisinin geliştirilmesi ve istihdam oluşturma amacıyla geçimlerini tarım sektöründen sağlayan Akasya Tarımcılık Derneği üyesi 45 çiftçiye tarım makinesi desteği verildi.
TİKA tarafından gerçekleştirilen proje kapsamında, 15 adet toprak mikseri-freze, 10 adet ilaçlama makinesi, 10 adet diskli tırmık, 5 adet pulluk ve 5 adet bıçaklı tırmık makinesi ile dernek üyesi tüm çiftçilerin faydalanabileceği 1 adet 4 sıralı fide ekme makinesi düzenlenen törenle çiftçilere teslim edildi.
Törene, TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi Başkanı Dr. Mahmut Çevik, Mamuşa Belediye Başkanı Arif Bütüç, TİKA Priştine Program Koordinatörü Necip Özay Özütok, Koordinatör Yardımcısı Fulya Aslan, Akasya Tarımcılık Derneği Başkanı Fatih Mazrek ve Mamuşalı vatandaşlar katıldı.
TİKA BADA Daire Başkanı Dr. Mahmut Çevik törende yaptığı açıklamada, TİKA olarak Kosova genelinde kırsal alanlarda ve Mamuşa’da tarımsal kalkınmayı ön plana alarak yeni bir yatırım programı başlattıklarını kaydetti. TİKA BADA Daire Başkanı Dr. Çevik, bu çerçevede çiftçilere temin edilen tarım makineleri ve daha önceden yapılan sera çalışmalarıyla mevcut cari üretim potansiyelini arttırmaya devam edeceklerini söyledi. Dr. Çevik, TİKA projelerinin temel maksadının bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada yıllar önce var olan dostluğun samimiyetin kardeşliğin bu coğrafyada sağlanmasına katkı sağlamak olduğunu vurguladı.
Kosova’da tarım faaliyetinin en yoğun olarak gerçekleştirildiği bölgelerden biri olan Mamuşa’da gerçekleştirilen tarım makineleri desteği ile üretim teknolojisinin geliştirilmesiyle yapılan işin maliyeti düşürülerek, toprağın ekim vaktine yetişmesi, yabancı otlarla mücadele edilmesi ve ekimin zamanında yapılması sağlanacak.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleri ile Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) işbirliğinde "Pakistan'da Türkiye'nin FETÖ Mücadeleleri" başlıklı bir panel gerçekleştirildi.
TİKA’nın kardeş ülke Pakistan ile birçok alanda işbirliği programlarını uyguladığı ve Pakistan’ın Güney Asya’daki en sıkı ilişkiler içerisinde stratejik bir ortağı olduğu biliniyor. İşbirliği programları çerçevesinde başta ülkemize ve genel olarak dünyanın birçok yerinde bir tehdit aracı olarak faaliyetlerini sürdüren FETÖ ile mücadelenin ehemmiyetine binaen küresel çapta çalışmalar aktif olarak yürütülüyor.
Terör, uluslararası bir suç olup kardeş Pakistan’ın da yıllardır bu konudaki başarılı mücadelesi her zaman takdirle karşılanıyor. FETÖ’nün de bir terör örgütü olmasıyla birlikte, Pakistan’da bu örgütle olan mücadelesinde yapılan çalışmaların gün yüzüne çıkarılması konusunda gerekli adımların atılması ve kamuoyunun doğru ve şeffaf bir şekilde bilgilendirmesine yönelik organizasyonlara ihtiyaç duyuluyor.
Bu bilgilendirme faaliyeti kapsamında GASAM, (FSMVÜ) ve TİKA işbirliğinde “Pakistan'da Türkiye'nin FETÖ Mücadeleleri” konulu bir panel düzenlendi. Birçok misafirin de katıldığı panelde konuşmacı olarak Başbakanlık Müşaviri Doç Dr. Kudret Bülbül, Gazeteci Kemal Gümüş, Öğretim Görevlisi Süreyya Aydın ve Pakistan'dan Strateji Uzmanı Muhammad İbrahim Qazi ile Avukat Muhammad Sohail Sajid davet edildi. TİKA Başkanlığından da Güney Asya Masası Koordinatörlüğü ile Pakistan Masasından ilgili uzmanların katılımı sağlandı.
İki ülke arasındaki bağların ve gücünün sıkça dile geldiği panelde, FETÖ ile mücadelede ülkelerin uygulayabileceği stratejik adımlar, tecrübeler ve öneriler konuşuldu. Pakistanlı misafirler tarafından son günlerde Pakistan Hükümeti ile Pakistan halkı nezdinde yürütülen çalışmalar ve alınacak tedbirler konusunda bilgiler paylaşıldı. Türkiye’de yaptığı sinsi planlarının yanı sıra, FETÖ örgütünün son yüzyılda Türkiye’nin dışında tüm dünya için de bir tehdit aracı olduğu ve bu konuda ciddi çalışmalara ihtiyaç duyulduğu örnekler verilerek anlatıldı. Türkiye’nin dışından da bakıldığında bu terör örgütünün diğer malum örgütlerden farklı olarak tüm teknolojik araç ve gereçleri konjonktüre dayalı profesyonel taktik savaş içerinde faaliyetlerini yürüttüğü, bu kapsamda aynı şekilde profesyonel çalışmalarla mücadele edilmesi gerektiği konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.
Panel, GASAM’ın FSM Vakıf Üniversitesi ile bir yol haritası çizilerek mücadelenin bu stratejiye uygun bir şekilde Türkiye’deki TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) başta olmak üzere tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol üstlenmesi, FETÖ’nün dünyaya gerçek yüzlerinin tanıtılmasında çalışmalara devam edileceği kararlaştırılarak sona erdirildi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Ürdün Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin hafızlık laboratuvarına tadilat ve donanım desteğinde bulunuldu.
Ürdün Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin hafızlık ve kuran tilaveti derslerine katkı sağlamak amacıyla hafızlık laboratuvarının ve bir dersliğin tadilat ve donanımı TİKA tarafından yapıldı.
TİKA tarafından gerçekleştirilen söz konusu proje düzenlenen törenle hizmete açıldı. Üniversite bünyesinde düzenlenen açılış programına, Türkiye Cumhuriyeti Amman Büyükelçiliği Müsteşarı Emin Melih Tezel, TİKA Başkan Danışmanı Kamil Kolabaş, Ürdün Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mohammad Ahmad Al Kateeb, TİKA Amman Program Koordinatörü ve Fakülte öğretim üyeleri katıldı.
Ürdün Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Al Kateeb, Türkiye’nin desteğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimine sunulan katkıdan dolayı TİKA’ya ve Türk halkına teşekkür etti.
TİKA Başkan danışmanı Kamil Kolabaş ise Türkiye ile Ürdün arasındaki yakın ilişkilere vurgu yaparak özellikle gençlere yönelik gerçekleştirilen bu tür projelerle barış dini olan İslam dininin doğru temsil edilebileceğini belirtti.
Yaklaşık dört bin öğrencisi bulunan İlahiyat Fakültesi bünyesinde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde birçok Türk öğrenci de eğitim görüyor. Gerçekleştirilen proje ile hafızlık yapan ve Kuran tilaveti dersi alan öğrenciler, çeşitli bilgisayar programları desteğiyle okuduklarını kaydetme, karşılaştırma yapma imkânı buluyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Makedonya’da Meyveciliğin Geliştirilmesi Projesi kapsamında temin edilen meyve fidanları düzenlenen törenle çiftçilere dağıtıldı.
TİKA’nın Makedonya’da ekonomik açıdan ağır şartların hâkim olduğu, kırsal bölgelerde ekonominin canlanmasına vesile olacak projeler geliştirerek bölgede kalkınmanın sağlanmasını hedefliyor. Bu çerçevede bölge çiftçilerini bir araya getirerek iletişimin sağlanabilmesi, çiftçilerin konusunda uzman ekipler tarafından eğitilebilmeleri, rekabet güçlerinin artırılabilmesi ve bu potansiyelin ekonomiye kazandırılabilmesi ile sağlıklı ve kaliteli gıda üretiminin sağlanabilmesi için bölgesel projeler geliştiriliyor.
Bu kapsamda, 2014 yılında TİKA tarafından desteklenen “Doğu Makedonya’da Meyveciliğin Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde İştip, Radoviş, Konçe ve Valandova bölgelerinde 60 aileye fidan desteği sağlanarak başarılı sonuçlar elde edilmişti. Daha önce küçük çapta ve aile içi kulanım için, bilinçsiz yapılan meyvecilik, verilen fidan ve uzman desteği ile daha profesyonel şekilde icra edilmeye başlanmış olup, yıllık meyve üretimi artırıldı. 2016 yılı içinde tek meyve hasadı ile aile başı gelir elde edilmeye başlandı. Meyve fidanlarının çeşidine bağlı olarak ekiminden en az dört yıl sonra tam randıman ve ticari anlamda verim alınmaya başlanması ile destek alan aile işletmelerinin daha yüksek ek gelir kazanmaya başlamaları öngörülüyor.
Bahse konu projenin devamı niteliğinde, Resne, Radoviş, İştip, Konçe, Gradsko, Demir Kapı ve Valandova bölgelerine bağlı toplam 22 köyden 48 aileye kiraz ve ceviz fidanlarından oluşan toplam 7.200 adet fidanın dağıtımı TİKA tarafından gerçekleştirildi. Meyveciliğin geliştirilmesi projesi ile yan sektörlerin gelişmesinin, tütüncülük dışında yeni üretim alanlarının farkına varılmasının, işsizliğin azalmasının ve bölgede yaşayan ailelerin ekonomik kalkınma ile daha yüksek yaşam standartlarına ulaşmalarının sağlanması hedeflendi.
Teslim törenine katılan çiftçiler, kendileri için büyük bir önem ifade eden meyveciliğin geliştirilmesi projesinin gerçekleşmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirerek, TİKA’ya teşekkürlerini iletti. Proje kapsamında 108 aile işletmesi tarımsal üretime dahil olurken, proje sürecinde tarımsal sanayi işletmelerinin kurulmalarına imkan sağlanacak.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Somali ve Cibuti’de gerçekleştirilen sosyal yaşamı geliştirme projeleri kapsamında, iki ülkede yer alan toplam 8 yetimhaneye donanım desteğinde bulunuldu.
Afrika’daki yetim çocukların sosyal yaşam standartlarının yükseltilmesine yönelik yapılan çalışmalar çerçevesinde, ülkelerde bulunan yetimhanelerin altyapıları TİKA tarafından iyileştiriliyor. Bu çerçevede Somali ve Cibuti’de gerçekleştirilen sosyal yaşamı geliştirme projeleri kapsamında, iki ülkede yer alan toplamda 8 yetimhanenin sosyal yaşam ve aktivite alanları iyileştirilerek, yetimhanelerin ihtiyaç duyduğu donanımları TİKA tarafından sağlandı.
Orta Doğu ve Afrika’nın 28 ülkesinde ofisleriyle kalkınma projeleri yürüten TİKA, önceliğini insanların yaşam standartlarını yükseltmeye veriyor. Özellikle Afrika’daki yetim çocukların bakım ve eğitimine büyük önem veren TİKA, son olarak Somali ve Cibuti’deki yetimlere el uzattı. Söz konusu ülkelerde gerçekleştirilen projelerle, Somali’deki 6 yetimhaneye sosyal aktivite ve oyun alanı kazandırıldı. Ayrıca Somali'de 100 yetim öğrencinin kaldığı yetimhanenin bahçesine TİKA tarafından 15 Temmuz şehidi Abdullah Tayyip Olçok isminde çocuk parkı yapıldı.
Cibuti’nin Tajura Bölgesinde ise S.O.S. Yetimhane köylerinin tadilatları gerçekleştirilerek ihtiyaç duyulan donanım ekipmanları yine TİKA tarafından sağlandı. Güvenlik, sağlık, gıda ve temiz suya ulaşım konularında halen büyük problemlerin yaşandığı Somali’de bir milyona yakın yetim çocuğun bulunduğu tahmin ediliyor.
Türkiye, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla dünyanın birçok bölgesinde kadınların istihdamı için meslek kursları düzenlerken şiddete mağduru kadınların korunması için de sığınmaevlerine destek oluyor.
Balkanlardan Ortadoğu'ya, Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar dünyanın pek çok bölgesinde eğitim, sağlık, sosyal, altyapı hizmetleri, kapasite geliştirilmesi, kültürel mirasın korunması gibi çeşitli alanlarda projelere imza atan TİKA, dünya kadınlarını unutmadı.
Afganistan'dan Bosna Hersek'e, Somali'den Irak'a kadar şiddete uğrayan kadınları korunmasının yanı sıra düzenlediği mesleki kurslarla kadınların sosyal ve ekonomik yaşama katılmasını sağlayan TİKA, bu kapsamda 2013-2016 yılları arasında çok sayıda projeyi hayata geçirdi.
Kurslardan yüzlerce kadın faydalanıyor
Afganistan'da çeşitli alanlarda birçok projeye imza atan TİKA'nın, Cevizcan vilayetinde verdiği Kur'an-ı Kerim, bilgisayar, dikiş, mefruşat ve nakış kurslarından 90 kadın faydalandı.
Arnavutluk’ta Berat Belediyesi ve Kentsel ve Kırsal Kadınların Haklarının Korunması Derneği işbirliğinde şiddet gören kadınlara yönelik hizmet veren sığınmaevine donanım desteği sağlandı. Kamerun'da da 180 kadının faydalandığı sığınmaevinin tadilatı yapılarak çeşitli mesleki kurslarla kadınların sosyal ve ekonomik yaşama katılması desteklendi.
Karadağ'ın Plevlija şehrindeki Bona Fide Kadın Sığınmaevi'nin dış ve iç tadilatı yapılarak halı, dokuma, dikiş, nakış, iğne işi, hediyelik eşya yapımı ve takı tasarımı konularında kurslarına katkı sağlandı. Irak'ın Kerkük kentinde ise Altınköprü Türkmen Kadınlar Birliği Atölyesine dikiş makinesi ve malzeme yardımı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son Afrika turu kapsamında ziyaret ettiği Madagaskar’ın başkenti Antanararivo'da TİKA tarafından yenilenen Tsimbazaza Kadın Mesleki Eğitim Merkezi, Emine Erdoğan tarafından açıldı. Merkeze, TİKA'nın temin ettiği 20 akülü engelli aracı, 2 kuvöz ve tıbbi ekipman da verildi.
Myanmar’ın Yangon kentinde faaliyet gösteren Sisters of the Good Shepherd Vakfına da dikiş makineleri, çeşitli tıbbi cihazlar ve enformasyon cihazları desteğinde bulunuldu.
Özbekistan'ın yılda yaklaşık 17 bin kadına girişimcilik, mesleki eğitim ve yöneticilik eğitimleri veren ilk kadın sivil toplum kuruluşu olan Girişimci Kadınlar Derneğinin binası yenilendi.
Somali'nin başkenti Mogadişu'da Save Somalia Women and Children isimli kuruluşun evlerinin geçimlerini sağlamak amacıyla 100 kadına verdiği dikiş kursu için TİKA tarafından dikiş makinesi ve malzemeleri hibe edildi. Tanzanya'nın Mbeya bölgesindeki Kadınları ve Gençliği Kalkındırma Toplumu bünyesinde verilen dikiş atölyesine kadın girişimciliğine destek sağlamak amacıyla 25 dikiş makinesi verildi, projeyle 50 kadına iş imkanı sağlandı.
Kosova'da da TİKA, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Rumeli Balkan Kadınlar Derneği ve Kosova Kadınlar Yardımlaşma Derneği iş birliğinde, Türk uzmanlar tarafından tekstil tasarımı, ıslak-kuru keçe, kurdele nakışı, takı tasarımı ve dekoratif kurabiye yapımı kursları düzenlendi.
Nepal’in başkenti Katmandu’da faaliyet gösteren Nepal Muslim Women Welfare Society’ye 400 kadına meslek edindirmelerinde yardımcı olmak üzere ekipman ve malzeme desteğinde bulunuldu.
Kadın ve Çocukların Sağlığı Unutulmadı
Kenya'nın 150 bin nüfuslu İjara Bölgesi’nde inşası, mobilya ve ekipmanı TİKA tarafından üstlenilen Anne Çocuk Sağlığı Merkezi bölgenin ikinci sağlık merkezi olma özelliğini taşıyor.
Kırgızistan'da, 40 yıldır onarılmayan ve yıllık bin 200 doğumun yapıldığı Kırgızistan’da Kapan Subanov Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine ile 100 bin hastanın tedavi gördüğü Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi Perinatal Dönemi Pataloji Bölümü tadilatı yapıldı.
Nijer'in Niamey bölgesinde 5 bin 548 metrekare alan üzerinde 51 yataklı, 2 ameliyathane, 5 yoğun bakım ünitesi, 4 poliklinik, 1 röntgen odası ve 1 acil müdahale odasına sahip "Nijer Ana Çocuk Sağlığı ve Rehabilitasyon Merkezi"nin inşaatı ise tamamlanma aşamasında. Merkez, çocuk yaşta ve yanlış yöntemlerle doğum yaparak "obstetrik fistül" hastalığına yakalanan kadınların tedavisi, rehabilitasyonu ve topluma geri kazandırılması amacıyla faaliyet gösterecek.
Senegal Pikine'de TİKA'nın inşaat ve donanımını üstlendiği 12 bin metrekare alanda 350 bin nüfusa hizmet veren Anne Çocuk Sağlığı Merkezi, bölgesinde ilk aşı merkezi özelliğine sahip.
Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre, dünyada çocuk ölümlerinin en sık yaşandığı Somali'nin başkenti Mogadişu'da Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinin tıbbi ünitelerinin ihtiyacı olan genel cerrahi ekipman seti, sezaryen ameliyathane ekipmanları, jeneratör, anestezi cihazı, jinekolojik muayene koltuğu, ameliyathane ekipmanı, ultrason cihazı ve benzeri hastane ekipmanından oluşan toplam 57 kalem tıbbi malzemenin yanı sıra idari ve hizmet servislerinin ihtiyacı TİKA tarafından temin edildi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) Sudan’da sağlık sektörüne yaptığı katkılar artarak devam ediyor.
Tam teşekküllü Nyala Türkiye Sudan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni Sudan’ın hizmetine sunan TİKA, Sudan’ın pek çok eyaletindeki diğer hastanelere tıbbi donanım ve gerekli diğer malzeme desteklerinin yanı sıra sağlık sektörünün yetişmiş eleman eksiğini kapatmak amacıyla tıp ve hemşirelik-ebelik alanlarına da başarılı eğitim faaliyetlerini sürdürüyor.
Sudan’da Acil Tıp Eğitimi, Master Planın Hazırlanması, Organizasyonu ve yönetiminin tesis edilmesi, kapasitelerin incelenmesi, paramedik alt yapısının oluşturulması kapsamında resmi ve özel sağlık kuruluşlarında incelemeler yapmak, Sudan Federal Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile görüşmelerde bulunmak üzere, İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğretim üyeleri ve Aliance İnternational Doctors Derneğinden Prof. Dr. Hasan Koçoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Kurtuluş Açıksarı ile Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden Dr. Mehmet Eyüp Hazar, TİKA Eğitim Koordinatörlüğü yetkilileri ile birlikte Hartum’da bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi.
Söz konusu ziyaret kapsamında heyet; Sudan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı İsameddin Mohammad başta olma üzere, Sudan Tıp Uzmanlık Kurumu Başkanı, Sudan Sağlık Bilimleri Akademisi Başkanlığı yetkilileri ile görüşmeler yaparak, Sudan Hartum Merkez Askeri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve diğer özel hastanelerde incelemelerde bulundu.
Sudanlı yetkililerden büyük takdir toplayan görüşme ve incelemelerin ardından karşılıklı yakın işbirliği içerisinde Sudan Acil Tıp Master planının hazırlanmasını teminen 2017 yılı Mayıs ayında Hartumda bir çalıştayın yapılması ve hemen akabinde eğitim programlarının başlatılması kararlaştırıldı.
Sudan Federal Sağlık Bakanlığı Müsteşarı İsameddin Mohammad heyetin ziyareti ile ilgili olarak TİKA’nın başlatmayı düşündüğü projenin Sudan’da sağlık alanında ve özellikle Acil Tıp Hizmetleri alanında büyük bir eksiği tamamlayacağını, bu kapsamda üzerlerine düşen her türlü katkıyı verecekleri belirterek Sudanda gerçekleştirmiş olduğu büyük çaplı diğer sağlık projeleri başta olmak üzere katkılarından dolayı TİKA’ya teşekkürlerini iletti.
TİKA heyeti de yapmış oldukları saha çalışmaları ve temaslardan duydukları memnuniyetlerini dile getirerek son derece öneme haiz Sudan Acil Tıp Master Planı projesine en kısa zamanda başlanılması hususunda gerekli tüm çalışmaları yapacaklarını belirtti.
İnşirah Suresi’nde her zorlukla beraber kolaylık olduğu belirtilir. Devamında, inananlar için kalkıp yorulmaları (çalışmaları) emredilir. Zihin dünyamıza işlemiş bu inanç, bir açıdan Amerikan tarzı yönetim çalışmalarında da SWOT Analizi olarak bilinen yöntemle ele alınır. Esasen Batı zihninin “tehdidi nasıl fırsata çeviririm düşüncesinin” yansıması olan SWOT ile herhangi bir kurumun; güçlü yönleri (Strength), zayıf yönleri (Weakness), fırsatları (Opportunity) ve tehditleri (Threat) tanımlanarak; nerede durduğu, hedefine ulaşmak için hangi imkânlara sahip olduğu ve ne tür engellerin aşılması gerektiği incelenir. Devlet ve millet olarak tam da böyle bir dönemden geçiyoruz.
Son Yıllarda Zorlu Meydan Okumalarla Karşılaştık
Son üç-dört yıla bakıldığında ülkemizin sanki bir alacakaranlık kuşağından geçtiği düşünülebilir. Mayıs 2013 Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık 2013 Kumpası, 6-7 Ekim 2014 olayları, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi, terör saldırıları, sözde siyasi ve medya yapılanmaları üzerinden algı operasyonları, turizm sektörünün yara alması, uluslararası medya dezenformasyonları, kredi derecelendirme kuruluşlarının haksızlıkları, terör örgütlerine bazı ülkelerin arka çıkması, Suriye Savaşı’nın getirmiş olduğu bölgesel istikrarsızlık ve mülteci sorunu, ihracat pazarlarında savaş ve krizle talebin düşmesi gibi hadiseler ciddi yükler oluşturdu. Bu tehditlerin çoğunu aşan ülkemiz; basit siyasi, finansal ve medya operasyonlarıyla alaşağı edilen ülke portresinden uzaklaştığını kanıtlamıştır. Bu noktada birçok tehdide rağmen Türkiye’nin içine kapanmayıp, mücadele kapasitesini artıran güçlü yanlarına bakmakta fayda var.

2001 Krizi'nden Bu Yana Sürekli Güçlenen Bir Sistemimiz Var
2001 Krizi sonrası ülkemiz, dibe vurmuş ekonomik ve siyasi bir yapıdan, her alanda ciddiyetle devam ettirilen yeni bir sürece girmiştir. Yepyeni bir kadroyu 2002’de iş başına getiren milletimizin feraseti de her türlü takdirin ötesine geçmiştir.
Güçlü siyasi iradenin "Kalkınmacı Devlet Anlayışı" ile son 15 yılda, devlet yönetim sistemi rehabilite edilerek daha sağlam temeller üzerine oturmuştur. Ekonomik alanda, istikrarlı büyümeye ve derinleşen piyasaya, denetim mekanizması yüksek, güçlü bir mali sistem eşlik etmektedir. Enflasyonla mücadelede ciddi yol alınmış, milli gelir 3 kat artarken, üretimde de verimlilik artışı sağlanmıştır. Artan ihracat miktarı ile özel sektörümüz yeni pazarlara açılmaya başlamıştır. Kapitalizmin dönüm noktalarından biri olarak görülen 2008 Krizi’nde de birçok gelişmiş ülke S-O-S verirken, dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanımızın öngördüğü üzere kriz teğet geçmiş ve Türkiye ekonomisi dayanıklılığını göstermiştir. Son OECD Küresel Kalkınma Perspektifi Raporu'nda da Türkiye, son yirmi yıldır "yüksek ve sürekli büyüme" gösteren ülke olarak ekonomik istikrar anlamında sınıf atlamıştır.
Beğensek de Beğenmesek de AB Süreci Belli Kazanımlar Sağladı
Diğer taraftan, AB üyelik süreci de Türkiye'nin kapasite birikimine vesile olmuştur. AB Uyum Paketleri'nin geçmesi ile üyelik süreci başlarken, mülkiyet hakkı, kadın erkek eşitliği gibi konularda standartlar yükselmiştir. Türkiye bugün haksız eleştirilere maruz kalsa da; hala bu standartları koruyor. Hatta belli alanlarda AB'nin de ötesine geçmiştir. Örneğin; Avrupa'da bir terör saldırısı sonrası asker sokağa inip, devlet beş kez OHAL ilan ederken; Türkiye birçok terör saldırısına, darbe girişimine rağmen özgürlük-güvenlik dengesinde hassas hareket etmektedir. Güçlendirilen Sayıştay denetimi ile bürokraside devlet kaynaklarının etkin kullanımı için hesap verilebilirlik sistemi geliştirilmiştir.
Euro bölgesinde başlıca ekonomik istikrar ölçütü olan Maastricht Kriterleri’nde de Türkiye birçok Avrupa ülkesinin önündedir. Kamu borcunun milli gelire oranı % 60'dan yüksek olmamalıdır. Türkiye %37 ile başarısını devam ettiriyor. Yunanistan %177, İtalya %133, Portekiz %133, Belçika %108, İspanya %100, Fransa %97, Avusturya %84, Almanya %69 ile zayıf bir performans göstermektedir. Kamu bütçe açığının milli gelire oranı ise %3’ü aşmamalıdır. Türkiye % 1,5 oran ile AB ortalamasından (%1,9) daha iyi durumdadır. Bir zamanlar sürekli ülkemizin önüne getirilen bu kriterler, AB ülkelerinin çoğu tarafından artık uzak hedef haline gelmiştir.
Etkin Diplomasi ile Türkiye’nin Küresel Rolü Arttı
Türkiye aktif dış politikası ile uluslararası diplomaside de etkin olmaya başlamıştır. Başta yakın coğrafya olmak üzere ilişkiler yeniden tanımlanarak uzun vadeli işbirliğinin zemini güçlenmektedir. Örneğin, 2000'lerin başında Afrika ile ilişkiler yok denecekken, bugün kıtada en fazla diplomatik temsilciliğe sahip ikinci ülkeyiz. 2008’de Afrika Birliği’nin stratejik ortaklık ilan etmesiyle de ilişkiler her alanda derinleşmeye başlamıştır.

Ayrıca TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), AFAD, Yunus Emre Enstitüsü ve yeni kurulan Maarif Vakfı'nın faaliyetleri ile dış politika, sahada insani diplomasi ile perçinlenmektedir. BM göç verilerine göre 2015’te, % 16 ile dünyada en fazla sığınmacıyı barındıran Türkiye, insani yardımlarda da miktar bakımından dünyada ikinci (3,2 milyar dolar), milli gelire oranla ise birinci olmuştur(% 0,37). Türkiye yaşanan zorluklara ve dünyanın en büyük 18. ekonomisi olmasına rağmen adeta cömertlik dersi vermektedir.
Türkiye Kalkınma Yardımları Raporu 2015
Kazanımlarımız Yeni İmkânlara Kapı Aralıyor
Son 15 yılda gelinen nokta, gelecek adına Türkiye’ye yeni fırsatlar sunuyor. En başta; ülkemiz, önemli pazar fırsatlarıyla karşı karşıyadır. Sadece yakın coğrafya hesaba katıldığında Türkiye, 1 milyarın üzerinde nüfusa sahip bir ticari pazarın kavşak noktasındadır. Sömürge geçmişine sahip olmaması, Afrika’yla ticari ilişkilerde ülkemize teveccühü artırmaktadır. Latin Amerika, Pasifik gibi daha uzak pazarlara erişimde ise Güney-Güney İşbirliği ve Serbest Ticaret Anlaşmaları gelişmeye açıktır.
Ülkemizin küresel anlamda önünü açacak bir diğer fırsat alanı; insani diplomasidir. En az gelişmiş ülkelere (EAGÜ) son 5 yılda 1,6 milyar dolar kalkınma yardımı sağlanması; Somali, Myanmar gibi bölgelere birçok ülke giremezken Türkiye'nin girebilmesi; Dünya İnsani Zirvesi, EAGÜ Konferansı gibi uluslararası zirvelere ev sahipliği yapması ülkemizin insani diplomaside etkili çözüm odaklarından biri olmasına katkı sağlıyor. Ayrıca Cumhuriyet tarihinin en fazla yurtdışı ziyaretinde bulunan siyaset adamı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız’ın "Dünya 5'ten büyüktür." mesajı da insani diplomasinin söylem zeminini güçlendirmektedir.

Sadece Türkiye Değil, Tüm Dünya Zorluklar Yaşıyor
Diğer milletlerin de sıkıntılar yaşadığı unutulmamalıdır. Örneğin, terör tüm dünyanın sorunu haline gelmiştir. Avrupa’da olduğu üzere gelişmiş ülkeler dahi terörle mücadelede zorlanmaktadır. Diğer taraftan, 65 yıllık uğraşla AB çatısı altında toplanan ülkeler Brexit sonrası (Frexit, Spexit vb) ayrılıktan bahseder oldu. Siyasi sorunlar bir kenara, yaşlanan nüfus ile Avrupa sanayisinin emek ve rekabet gücü risk altındadır. Ayrıca kıtayı yıllarca kana bulayan aşırı yaklaşımların yeniden yükselişi toplumsal barış üzerinde tehdit oluşturuyor. Özellikle göçmen krizinde Avrupa’nın başarısız bir imtihan vermesi; Akdeniz'de botların batırılması, mültecilere kötü muamele; Batı'da samimi insanlar tarafından değerlerin sorgulanmasını doğurmuştur. Kıta belki en derin krizi ilerde bu konuda yaşayacaktır.
Göçmen krizi, terör ve ekonomik kriz ile Avrupa içine kapanırken, Türkiye bu sorunların çözümü için gayret etmektedir. Yani yaşadığı birçok zorluğa rağmen ülkemiz, Batı’nın söyleyip durduğu değerlere de bir nevi kendi ruhu ile hayat vermektedir.
Diğer taraftan, döviz kurlarındaki hareketlilik de küresel bir sorundur. İniş çıkışlar sadece Türkiye’de değil, diğer ekonomilerde de yaşanıyor. Nitekim yükselen kur şimdilerde düşmeye başlamış ve kriz tellallarının hevesi boşa çıkmıştır. Aslında bu tarz hadiseler bile bir yönüyle olumlu olup, Türkiye’ye yönelik art niyetli bakışları görme açısından önemlidir.
Gelecek; Zorluklara Dayanıklı Genç Girişimcilerle Mümkün
Krizlerin doğurduğu fırsatlar açısından daha öndeyiz. Her şeyden evvel, 2016’da yaşanan saldırıları aşı bilmeliyiz. Çünkü 40 yıllık FETÖ uru temizlenirken, bir takım devşirmelerle 200 yıldır devleti ve milletimizi pes ettirmeye çalışan zihniyet tasfiye ediliyor. İki asırdır hiç olmadığı kadar ülkemizin mücadele kapasitesi artmıştır.
Beşeri sermaye açısından birçok ülkeye göre iyi durumdayız. Bu potansiyeli etkin kullanmak için her açıdan girişimcilik ruhunun gelişmesi gerekiyor. Devletimiz bir takım teşvikler sağlasa da, bu iş tüm halkımız üzerinde bir görevdir. Yani sermaye, tecrübe ve gençleri buluşturacak yeni iş modelleri üzerinde çalışılması gerekiyor. Gençlerin de moda kavram setleri dışına çıkarak özgün kavrayış biçimleri oluşturması önem arz ediyor.
Kalkınmacı anlayışın devamı için eğitim alanında ciddi değişime ihtiyaç var. Milyonlarca gencin tek tip eğitimden geçtiği bir toplumda aslında kimse yoktur. Özellikle kamu personeli seçme sınavının getirdiği; yeteneği değil hızı test eden, eleyici sistem fonksiyonunu yitirmiştir. Gençleri girişimci kadrolar yapacak, konforundan feragat ettirip, sahaya inmesini sağlayacak yöntemler üzerinde düşünülmelidir.
Diğer taraftan, Türkiye'nin ekonomik alanda üretim çeşitliliğine ve kapasite artırımına da ihtiyacı vardır. Ekonominin temeli reeldir, yani üretime dayanır. Ne kadar güçlü finansal piyasa ve hizmet sektörü olursa olsun; tüketim, sağlıklı büyüme, ihracat ve krizlere dayanıklılık için verimli ve çeşitli üretim artışı zaruridir. Bu konuda her şeyi devletten bekleme anlayışı da terk edilerek, özel sektör girişimciliği desteklenmelidir.
Geriye dönüp bakıldığında, son 15 yılda ülkemiz az zamanda çok iş başarmıştır. Fakat gelinen noktaya dikensiz gül bahçesinden geçerek gelmemiştir. Her milletin yürüyüşünde iniş-çıkışlar mukadderdir. Bugüne kadar yaşanan zorluklar bir takım acılar vermiş olsa da hepsi dayanıklılığımızı ve bağışıklığımızı güçlendiren aşı yerine geçmiştir. Ne dertler kalıcı ne ömür diyerek, İnşirah suresinin manasını kalbimize ve aklımıza sürekli hatırlatmalı, mücadelenin de bir süreç olduğunu bilerek sabırla medeniyet yürüyüşümüze devam etmeliyiz.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın (TİKA) Ekvador'un başkenti Quito’da yaptırdığı Türkiye Parkı törenle açıldı.
İstiklal Marşı ve Ekvador’un ulusal marşının okunmasıyla başlayan açılış törenine Türkiye'nin Quito Büyükelçisi Korkut Güngen, TİKA Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Birol Çetin ile çok sayıda davetli katıldı. TİKA Başkan Yardımcısı Çetin törende yaptığı konuşmada, kurum olarak Güney Amerika’da 2017 yılına çok önem verdiklerini ifade etti.
Parkın iki ülke arasındaki dostluğa katkı yapacağını söyleyen Çetin, Yunus Emre’nin, “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz” mısralarıyla sözlerini tamamladı.
Türkiye’nin Quito Büyükelçisi Güngen de iki ülkenin, ortak bir gelecek için birlikte çalışıp farklılık oluşturabileceğini dile getirdi. Güngen, “iki ülkenin ortak çabasının bir meyvesi” olarak gördüğü parkı barış ve dostluk için çağrı olarak niteledi. Ekvador ve Türk halkının barışı sadece kendileri için değil, tüm dünya için istediklerini vurgulayan Güngen, TİKA’ya ve Quito Belediyesine teşekkür etti.
Büyükelçi Güngen, TİKA Başkan Yardımcısı Çetin, Bogota Program Koordinatörü Mehmet Özkan ve Mimar Daniel Esteban Saenz Cabezas’ın kurdele kesmesiyle biten törenin ardından konuklara baklava ikram edildi.
Törene Filistin, Guatemala, İran, Japonya, Güney Kore, Bolivya, Honduras, Uruguay, Paraguay, Endonezya ve Küba büyükelçilerinin yanı sıra Quito Belediyesi ve diğer diplomatik misyon temsilcileri katıldı.
Quito'nun doğusundaki Batan Alto semtinde yaptırılan park, şehrin üst tarafındaki en büyük milli park Guangüiltagua'nın girişinde yer alıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “TİKA başta olmak üzere, Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Kuzey Afrika'dan Kafkasya'ya kadar geniş bir alanda ata yadigarı eserlere sahip çıkıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığının ev sahipliğinde, Lütfü Kırdar Kongre Merkezi'nde 28 yıl sonra üçüncüsü gerçekleştirilen Milli Kültür Şurasında yaptığı konuşmasında, üç gün sürecek toplantılar sonunda yayınlanacak şura sonuç raporunun kültür ve sanat politikalarının geleceğine ışık tutmasını, yeni bir kültür hamlesine vesile olmasını temenni ettiğini söyledi.
"Kültürün her alanında birikimimizi sahiplenecek, değerlerimizi yaşatacak çalışmaları ön plana çıkarmalı ve desteklemeliyiz"
Bütün bunlarla beraber özellikle üzerinde durmak istediğim konu, Yunus Emre Kültür Merkezlerini, TİKA'nın kalkınma yardımlarında, Maarif Vakfımızın eğitimde yaptığı işi, kültürümüzün, dilimizin, sanatımızın dünyaya tanıtılması konusunda gerçekleştirilmek üzere kurduk. Diğer taraftan yurt dışındaki kültürel varlıkların korunması hususunda da geçilen 14 yılda önemli mesafeler aldıklarını aktaran Erdoğan, TİKA başta olmak üzere, Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Kuzey Afrika'dan Kafkasya'ya kadar geniş bir alanda ata yadigarı eserlere sahip çıktıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alandaki eserleri onardıklarını, gerekiyorsa yeniden inşa ettiklerini dile getirdi.
Türkiye'nin farklı kültürlerle zenginleşerek gelişmiş, insanlık tarihine damga vurmuş bir medeniyetin mirasçısı olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ecdadın mimariden musikiye, görsel sanatlardan edebiyata kadar kültürün her alanında çok önemli eserler ortaya koyduğunu anlatarak "Bu büyük mirasın arkasında muayyen bir varlık tasavvuru ve dünya görüşü yatmaktadır. Buna göre tabiat alemi bize verilmiş bir emanettir. Tabiatı istimal ederek, yani kullanarak, üreterek ortaya koyduğumuz kültür ve sanat ürünleri de insana ve onun ahlaki kemale ulaşmasına hizmet etmelidir." diye konuştu.
Erdoğan, bir yanda da kültürü "Ecdattan devralınan mirasın bütünüdür." diye tarif edenlerin olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Her kültür tasavvuru, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun da varlığını zorunlu kılar. Kültürümüz üzerinde kafa yorarken, medeniyetimizin inşası ve ihyası için de çaba sarf etmek zorunda olduğumuzu akılda tutmalıyız. Bu büyük mirasa hakkıyla sahip çıkabilmek için daha fazla çalışmak zorundayız. Burada sorumluluk sadece devlette değildir. Toplum olarak, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, sanat ve kültür insanları olarak el ele vermeli, özellikle de sahip olduğumuz imkanları iyi değerlendirmeliyiz.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), En Az Gelişmiş Ülkelere yönelik eğitim ve tecrübe paylaşımı kapsamında ÇAD’da Zabıta ve İtfaiye Personeline eğitim verdi.
TİKA, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile birlikte Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünü arttırmak, sahip olduğu teknik kapasiteyi paylaşmak ve ikili ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla İstanbul ile Kardeş şehir olan Çad’ın başkenti Encemine’de Encemine Büyükşehir Belediyesi Zabıta ve İtfaiye Daireleri personeline “Teorik ve Uygulamalı Eğitim Kursu” düzenledi. Kurslara katılan personelin bilgi düzeyi yükseltilerek yeni ve modern teknikleri uygulamaları sağlandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesinden gelen uzmanlar, 50 kişilik Encemine Büyükşehir Belediyesi Zabıtalarına, Zabıtanın görev alanları, sıhhi ve gayri sıhhi müesseselerin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi için gerekli belgelerin düzenlenmesi ve ruhsatlandırma için takip edilecek adımlar, işyerlerinin denetlenmesi, çevre ve toplum sağlığının korunmasına ilişkin alınması gereken önlemler ve denetimler, yasalara aykırı hareket eden kişi ve müesseselere uygulanacak yaptırımlar, para cezaları ve halkla ilişkiler konularında 2 günlük eğitim verildi.
Teorik sunumlardan sonra uzmanlar, başkent Encemine’nin açık pazarlarında ve zabıta karakollarında inceleme-uygulamalar yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesinden gelen İtfaiye Eğitmenleri ise İtfaiye dairesinin yapısı, ekip çalışması, araç ve ekipman bilgisi, kişisel koruyucu donanım, yanma bilgisi, tüpgaz yangın bilgisi, derin kuyu olaylarına müdahale, trafik kazalarında araçlara müdahale, yangında arama-kurtarma, yaralı taşıma teknikleri konularında 5 günlük eğitim programı düzenlendi.
İtfaiye uygulama eğitiminde; yanan yapılarda yangını söndürme, yüksek binalardan insan kurtarılması, trafik kazasında araçta sıkışan yaralının kurtarılması gösterildi. Encemine Belediyesi İtfaiye amiri, 7 yıl önce başka ülkelerden temin edilen ekipmanları ilk defa bu eğitim sürecinde kullanabilme becerisi kazandıklarını ifade etti.
Türkiye’den gelen uzmanlar, T.C Encemine Büyükelçisini ve Encemine Büyükşehir Belediyesinin üst düzey yöneticilerini ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Makedonya’da Shpresa Engelliler Derneği işbirliğinde engelli vatandaşlara on adet akülü engelli araç desteğinde bulundu.
Makedonya’da sosyal altyapılar ve hizmetlerinin geliştirilmesi konusundaki çalışmalarına devam eden TİKA, merkezi Üsküp’te yer alan Shpresa Engelliler Derneği işbirliğinde, engelli vatandaşlara on adet akülü engelli aracı verildi.
Engelli vatandaşların aktif olarak yaşama katılabilmelerine ve mutlu bireyler olarak hayatlarını devam ettirebilmelerine katkı sağlamak amacıyla TİKA tarafından temin edilen on adet akülü engelli araç ihtiyaç sahibi engelli vatandaşlara dağıtıldı. Bu kapsamda gerçekleştirilen teslim törenine, TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi (BADA) Başkanı Dr. Mahmut Çevik, TİKA Üsküp Koordinatörü Teoman Tiryaki, Çayır Belediye Başkan Vekili Süleyman Baki, Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) Başkanı Hüsrev Emin, Shpresa Engelliler Derneği Başkanı Sefer Hiseni ile engelli vatandaşlar ve aileleri katıldı.
Teslim töreninde konuşan TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi Başkanı Dr. Çevik, TİKA için engelliler açısından herhangi bir günün olmadığını, engelli bireylere olan sevgi ve saygının her yıl ve her gün olması gerektiğini vurguladı. Törende söz alan Çayır Belediyesi Başkan Vekili Süleyman Baki, Makedonya’nın gerçekten dostu olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun sahadaki en güçlü kuruluşu olan TİKA’ya engelliler adına teşekkür etti.
Shpresa Engelliler Derneği Başkanı Sefer Hiseni ise, akülü engelli araçların ihtiyaç sahibi engelli üyelerin günlük yaşamı için fevkalade önemli olduğunu ifade ederek, “Bu vesile ile burada belirteceğim her teşekkür ifadesi, desteğin karşısında kifayetsiz kalacaktır” dedi. Konuşmalardan sonra aracını teslim alan Aryeta Ahmet hayatındaki en mutlu günlerinden birini yaşadığını belirterek, “Bu çok güzel bir şey, aslında şu anda beni yakalamak isteseniz de yakalayamazsınız, benim altımda artık araba var” ifadelerini kullandı. Ahmet konuşmasının devamında “Ben çalışan bir engelli olarak işime kendim gidip geleceğim, kendimi çok iyi hissediyorum, TİKA’ya çok teşekkür ediyorum, arkamızda olmaları çok güzel bir şey” dedi.
TİKA önümüzdeki günlerde “Balkanlarda Özel Eğitim’de Türkiye Tecrübesi” konulu program başlatacak ve pilot proje olarak Bosna Hersek’te uygulanacak olan program devamında Balkanlar ve Doğu Avrupa’daki diğer ülkelerde devam edecek. Program kapsamında, engelli öğrenciler için özel sınıf oluşturulması, engelli eğitiminde eğitmenlerin uygulamalı olarak tecrübelerinin artırılması ve engelli öğrencilerin eğitim materyalleri ile desteklenmesi, yerinde ve Türkiye’de çok taraflı devam edecek programlar kapsamında gelişen teknoloji göz önüne alınarak özel eğitimin altyapı ve kapasitesinin artırılması için Türkiye tecrübelerinin Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkelerinde paylaşımına zemin hazırlayacak.