Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) desteğinde Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve Kırgızistan Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi’nin işbirliği ile Kırgızistan’ın Karakol şehrinde Türk Halklarının İlk Türkçe Yazılı Eserleri konulu Uluslararası Sempozyum düzenlendi.
Kırgızistan Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesinin çeşitli salonlarında gerçekleştirilen Sempozyuma, Issık Göl İli Valisi Osmanaliyev Akılbek Şaripov, Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurmanbek Abdıldayev, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Yük. Müh. Mustafa Özcivan, Dünya Söz Akademisi Başkanı Prof. Dr. Hayrettin İvgin, TİKA Bişkek Program Koordinatör Yardımcısı Fatih Abdi Çetin ile ülkelerin bilim adamları katıldı.
Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurmanbek Abdıldayev sempozyumun iki ülke arasında işbirliğinin gelişmesine fayda sağlayacağını belirterek, katılımcıların hepsine birer Katılım Belgesi verdi.
Bölge üniversitelerinde görevli akademisyenlerin ve üniversite öğrencilerinin yoğun katılım sağladığı sempozyuma Türkiye, Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Rusya’dan katılan bilim adamları Atabetül’l-Hakayık, Kutadgu Bilig, Kitab-ı Dede Korkut ve Dîvânu Lugâti't-Türk konularında 48 bildiri sundu. Bildirilerin e-kitap olarak yayımlanacağı ve bu bildirilerin 2019 yılı içinde bir kitap bütünlüğünde yayımlanarak bilim dünyasının hizmetine sunulacağı belirtildi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) desteğinde Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve Kırgızistan Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi’nin işbirliği ile Kırgızistan’ın Karakol şehrinde Türk Halklarının İlk Türkçe Yazılı Eserleri konulu Uluslararası Sempozyum düzenlendi.
Kırgızistan Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesinin çeşitli salonlarında gerçekleştirilen Sempozyuma, Issık Göl İli Valisi Osmanaliyev Akılbek Şaripov, Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurmanbek Abdıldayev, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Yük. Müh. Mustafa Özcivan, Dünya Söz Akademisi Başkanı Prof. Dr. Hayrettin İvgin, TİKA Bişkek Program Koordinatör Yardımcısı Fatih Abdi Çetin ile ülkelerin bilim adamları katıldı.
Kasım Tınıstanov Issık Göl Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurmanbek Abdıldayev sempozyumun iki ülke arasında işbirliğinin gelişmesine fayda sağlayacağını belirterek, katılımcıların hepsine birer Katılım Belgesi verdi.
Bölge üniversitelerinde görevli akademisyenlerin ve üniversite öğrencilerinin yoğun katılım sağladığı sempozyuma Türkiye, Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Rusya’dan katılan bilim adamları Atabetül’l-Hakayık, Kutadgu Bilig, Kitab-ı Dede Korkut ve Dîvânu Lugâti't-Türk konularında 48 bildiri sundu. Bildirilerin e-kitap olarak yayımlanacağı ve bu bildirilerin 2019 yılı içinde bir kitap bütünlüğünde yayımlanarak bilim dünyasının hizmetine sunulacağı belirtildi.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Türkiye Radyo Televizyonu (TRT) tarafından ortaklaşa düzenlenen medya eğitimleri kapsamında Hırvatistanlı televizyoncu ve radyoculara dijital yayıncılık eğitimi verildi.
Hırvatistan’ın hemen her bölgesinden eğitime katılan toplam on iki televizyoncu ve radyocuya Türkiye’nin medya alanındaki deneyimleri aktarıldı. Televizyon eğitimi programında Internet Haberciliği ve Yeni Medya Yayıncılığı başlıklı eğitim programları düzenlenirken, radyo eğitimi kapsamında ise Dijital Radyo Yayıncılığı ve Radyo Program Yapımcılığı eğitimleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Katılımcılar, program çerçevesinde 15 Temmuz Millet Stüdyosu, TRT Yayıncılık Tarihi Müzesi ve TRT Ankara Radyosunda yaptıkları uygulamalar sayesinde, Türk yayıncılığının mevcut durumunu görme imkânı buldular.
Ankara’daki programa, Hırvatistan Dubrovnik TV, TV Istra, VTV Varazdin, TV Zapad Zapresic, TV Banovina, Zagreb Z1 Televizyonu, Zadar Novi Radyo, Radyo Banovina, Radyo Slavonya, Radyo 92fm Slavonski Brod, Petrinjski Radyo kuruluşlarından temsilciler katıldı. Ankara ve İstanbul’un tarihi güzelliklerini de görme imkânı bulan medya temsilcileri, bu güzellikleri ülkelerinde göstermek istediklerini dile getirdiler.
Eğitim programının sertifika töreni, TRT Eğitim Dairesi Başkanı Kudret Doğan demir, TRT Medya Eğitim Koordinatörü Abdurrahman Çakır ve TRT Medya Eğitim Koordinatörlüğü Müdürü Ekrem Özdemir’in katılımlarıyla, programın son günü TRT Eğitim Dairesi Başkanlığında gerçekleşti.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Türkiye Radyo Televizyonu (TRT) tarafından ortaklaşa düzenlenen medya eğitimleri kapsamında Hırvatistanlı televizyoncu ve radyoculara dijital yayıncılık eğitimi verildi.
Hırvatistan’ın hemen her bölgesinden eğitime katılan toplam on iki televizyoncu ve radyocuya Türkiye’nin medya alanındaki deneyimleri aktarıldı. Televizyon eğitimi programında Internet Haberciliği ve Yeni Medya Yayıncılığı başlıklı eğitim programları düzenlenirken, radyo eğitimi kapsamında ise Dijital Radyo Yayıncılığı ve Radyo Program Yapımcılığı eğitimleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Katılımcılar, program çerçevesinde 15 Temmuz Millet Stüdyosu, TRT Yayıncılık Tarihi Müzesi ve TRT Ankara Radyosunda yaptıkları uygulamalar sayesinde, Türk yayıncılığının mevcut durumunu görme imkânı buldular.
Ankara’daki programa, Hırvatistan Dubrovnik TV, TV Istra, VTV Varazdin, TV Zapad Zapresic, TV Banovina, Zagreb Z1 Televizyonu, Zadar Novi Radyo, Radyo Banovina, Radyo Slavonya, Radyo 92fm Slavonski Brod, Petrinjski Radyo kuruluşlarından temsilciler katıldı. Ankara ve İstanbul’un tarihi güzelliklerini de görme imkânı bulan medya temsilcileri, bu güzellikleri ülkelerinde göstermek istediklerini dile getirdiler.
Eğitim programının sertifika töreni, TRT Eğitim Dairesi Başkanı Kudret Doğan demir, TRT Medya Eğitim Koordinatörü Abdurrahman Çakır ve TRT Medya Eğitim Koordinatörlüğü Müdürü Ekrem Özdemir’in katılımlarıyla, programın son günü TRT Eğitim Dairesi Başkanlığında gerçekleşti.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Soğd ili Mastçoh ilçesinde Tarım, Sanayi ve Meslek Lisesi bünyesindeki kaynakçılık atölyesinin kapsamlı tadilatını ve donanımını gerçekleştirdi.
TİKA ile Tacikistan Cumhuriyeti Çalışma, Göç ve İstihdam Bakanlığı arasında imzalanan “Mesleki Eğitim Alanında İşbirliği Yapılmasına Dair Protokol” kapsamında gerçekleştirilen proje ile inşa edildiği 1982 yılından bu yana tadilat ve onarım görmeyen atölyenin kaynakçılık bölümü kapsamlı bir tadilattan geçirilerek fiziki şartları eğitim için elverişli hale getirildi.
Toplamda 460 metrekare kapalı alana sahip olan atölye ve dersliklerden oluşan kaynakçılık bölümünün tamamı Türkiye’den getirilen son teknoloji makine ve ekipmanlarla donatıldı.
Orta Asya ülkeleri arasında kişi başına düşen milli gelirin en düşük olduğu ülkelerden birisi olan Tacikistan’da sanayi sektörüne nitelikli ara eleman sağlayacak mesleki eğitim altyapısının yetersiz olması nedeniyle, mesleki eğitim imkânından yararlanamayan ve ülkesinde iş bulamayan çok sayıda Tacikistan vatandaşı yurtdışında çalışmak zorunda kalıyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen proje ile atölyede eğitim görecek öğrencilerle Tacikistan sanayi sektöründeki nitelikli ara eleman eksikliğinin giderilmesi ve istihdama katkı sağlaması hedefleniyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Soğd ili Mastçoh ilçesinde Tarım, Sanayi ve Meslek Lisesi bünyesindeki kaynakçılık atölyesinin kapsamlı tadilatını ve donanımını gerçekleştirdi.
TİKA ile Tacikistan Cumhuriyeti Çalışma, Göç ve İstihdam Bakanlığı arasında imzalanan “Mesleki Eğitim Alanında İşbirliği Yapılmasına Dair Protokol” kapsamında gerçekleştirilen proje ile inşa edildiği 1982 yılından bu yana tadilat ve onarım görmeyen atölyenin kaynakçılık bölümü kapsamlı bir tadilattan geçirilerek fiziki şartları eğitim için elverişli hale getirildi.
Toplamda 460 metrekare kapalı alana sahip olan atölye ve dersliklerden oluşan kaynakçılık bölümünün tamamı Türkiye’den getirilen son teknoloji makine ve ekipmanlarla donatıldı.
Orta Asya ülkeleri arasında kişi başına düşen milli gelirin en düşük olduğu ülkelerden birisi olan Tacikistan’da sanayi sektörüne nitelikli ara eleman sağlayacak mesleki eğitim altyapısının yetersiz olması nedeniyle, mesleki eğitim imkânından yararlanamayan ve ülkesinde iş bulamayan çok sayıda Tacikistan vatandaşı yurtdışında çalışmak zorunda kalıyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen proje ile atölyede eğitim görecek öğrencilerle Tacikistan sanayi sektöründeki nitelikli ara eleman eksikliğinin giderilmesi ve istihdama katkı sağlaması hedefleniyor.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Irak’ın Tuzhurmatu ilçesindeki okullara kırtasiye desteğinde bulunuldu.
TİKA tarafından, Selahaddin Vilayeti Tuzhurmatu ilçesinde Türkmen öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu ve Türkçe dersleri verilen toplam 30 okulda, 2018-2019 eğitim dönemine başlayan 1. sınıf öğrencilerine 2.000 adet okul çantası ve kırtasiye malzemeleri dağıtıldı.
Tuzhurmatu El-Seyyap İlkokulunda gerçekleştirilen törene TİKA Bağdat Program Koordinatörü Cüneyt Esmer, Irak Türkmen Cephesi Selahaddin İl Başkanı Heytem Haşim Muhtaroğlu, eski Türkmen Milletvekili Niyazi Mimaroğlu, Selahaddin İl Eğitim Müdürlüğü Türkmence Bölüm Müdürü Nihat Kuşçu, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Törende konuşan Cüneyt Esmer, 59 ülkede faaliyet gösteren TİKA’nın, öncelikli sektörlerinden birisinin eğitim olduğunu, eğitim projelerinin anaokullarından başlayarak üniversitelere kadar devam ettiğini ve bugün de Tuzhurmatu’da 30 ilkokulda öğrencilerin eğitimine katkı sağlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Törende konuşan ITC Selahaddin sorumlusu Muhtaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’ni TİKA aracılığı ile Tuzhurmatu’da görmekten dolayı mutlu olduklarını ifade etti.
Irak’taki Türkmen nüfusun birçok sorunu olduğunu, bu sorunlardan en önemlisinin eğitim olduğunu belirten Mimaroğlu da Irak’ta tamamen Türkmence eğitim veren okulların sayısının artmasını istediklerini söyledi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkürlerini iletti.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Azerbaycan’ın Çocuk Mercanlı Köyünde kurulan seralar ve arı çiftliklerinden ilk ürünler alındı.
2016 yılının Nisan ayında Azerbaycan silahlı kuvvetleri tarafından yürütülen başarılı operasyon neticesinde işgalden kurtarılan ve Azerbaycan Devleti tarafından yeniden imar ve altyapı çalışmaları yapılan Çocuk Mercanlı Köyü’nde, 1993-1994 yıllarında yaşanan çatışmalar nedeniyle birçok aile köyü terk etmek zorunda kalmıştı. 2017 yılında dönüş yapabilen ailelerin istihdam ve sosyoekonomik durumlarının iyileştirilmesine yönelik TİKA tarafından yürütülen projeler kapsamında ilk aşamada 15 adet 160 m2’lik sera ve her biri 10 arı kolonisinden ibaret 15 adet arı çiftliği kurulmuştu. Gerçekleştirilen çalışma ile Çocuk Mercanlı’ya yerleşmiş 30 aile onları köylerine somut bağlar ile bağlayan bir meşguliyet ve ek gelir kaynağına kavuşturulmuştu.
Köy halkına sağlanan sera ve arı çiftliklerinden ilk ürünler alındı ve satışa sunuldu. Ürünlerin üretim sürecinden paketlenip satışa sunulmasına kadar destek sağlayan TİKA, Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı işbirliğinde ülkenin önde gelen gıda ve tarım mahsulleri alım ve dağıtımı ile uğraşan devlet ve özel şirketlerini de bu sürece dahil etti.
TİKA tarafından kurulan sera ve arıcılık işletmelerinden elde edilen ürünlerin satışıyla ilgili Cocuk Mercanlı Köyü’nde etkinlik düzenlendi. Etkinliğe, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Sahib Memmedov, TİKA Bakü Koordinatörlüğü ve Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayiciler Birliği (TÜİB) yetkilileri ile köy halkı katıldı. Yetkililer ve katılımcılar, 15 aile için tahsis edilen arı işletmelerinden ve 15 aile için kurulan 160 metrekarelik seralardan elde edilen ürünleri inceledi. Ürünler, hem katılımcılar hem de etkinlikte hazır bulunan farklı şirket ve market işletmecileri tarafından satın alındı.
Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral yaptığı açıklamada, “Çocuk Mercanlı’da bal yemek, sebze ve meyve yemek hepimizin hayaliydi. Bugün bu hayalin gerçekleştiğini görüyoruz.” dedi. Çocuk Mercanlı’ya ilk kez geçen sene geldiğini ve dönüşte Türk kurumların yetkilileri ile bir araya gelerek burada neler yapabileceklerini konuştuklarını aktaran Özoral, “Bugün o düşüncelerin neticelerini görüyoruz. Bizim istediğimiz Çocuk Mercanlı’yı cazibe merkezi haline getirecek, buraya yerleşen kişilere ‘İyi ki buraya geldik’ dedirtecek ve onların geçimini kolaylaştıracak üretime yönelik projeler oluşturmaktı. Burada yaptıklarımız Türkiye-Azerbaycan ilişkileri açısından bir örnek. Türkiye ve Azerbaycan her zaman bir, omuz omuza, yan yanadır. Türkiye olarak buranın çiçeklenmesi için elimizden gelen desteği vermeye hazırız.” diye konuştu.
Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sonuçlarını gördük
Azerbaycan Ekonomi Bakan Yardımcısı Memmedov da “Karabağ’a büyük dönüşün başlangıcı” olarak kabul edilen Çocuk Mercanlı’da Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sonuçlarını gördüklerini söyledi. Kardeş ülke Türkiye’nin desteğiyle başlatılan projelerin neticelenmesinden gurur duyduklarını belirten Memmedov, başta Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği olmak üzere emeği geçen kurumlara teşekkürlerini iletti.
TİKA Bakü Koordinatörü Teoman Tiryaki, yaklaşık 2 ay önce açılışını gerçekleştirdikleri projelerin ürün vermesini ve bu ürünlerin satışa çıkarılmasını başarı olarak gördüklerini ifade ederek, burada elde ettikleri tecrübeleri Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde de uygulayacaklarını anlattı.
TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat, inşa ettirdikleri hediyelik eşya imalathanesinde üretilecek ürünleri hem Türkiye hem de dünya pazarlarına çıkartacaklarını bildirdi. Çocuk Mercanlı’da sera ve arı işletmelerinin yanı sıra ZiraatBank Azerbaycan tarafından 3 bin metrekarelik çiftlik, TÜİB tarafından 400 metrekarelik hediyelik eşya imalathanesi inşa ediliyor.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Macaristan'a gerçekleştirdiği resmi ziyareti kapsamında Türkiye ve Macaristan işbirliğinde TİKA tarafından restore edilen Gül Baba Türbesi Restorasyonu ve Müze projesinin açılışını yaptı.

Türk Macar dostluğunun sembolü, “Budin’in manevî bekçisi” Gül Baba Türbesi, TİKA tarafından restore edildi.
Gül Baba Türbesi ve Müzesini 360 derece görüntülemek için fotoğrafa tıklayınız.
TİKA, Macaristan’da Gül Baba Türbesi restorasyonu, Kanuni Sultan Süleyman’ın kayıp mezarının araştırılması, Macar – Türk Dostluk Parkı restorasyonu gibi önemli projelere imza atarak iki dost ülke arasında köprüler kurmaya devam ediyor.
Macaristan Başbakanı Sn.Viktor Orban ile Gül Baba Türbesi'ne açılışına katılan Cumhurbaşkanımız burada yaptığı konuşmada, iki ülke ilişkileri açısından önemli bir ziyaretin yanı sıra aynı zamanda Türkler ve Macarların asırlara dayanan köklü dostluğunun sembollerinden birinin açılışını yaptıklarını belirtti. Kavuğunda taşıdığı güllerden dolayı bu isimle anılan Bektaşi dervişi Gül Baba'nın 477 yıl önce bu tepede şehadete ulaştığını aktaran Cumhurbaşkanımız, temsil ettiği değerler ve şahsında sembolleşen hasletler daha da önem kazanan Gül Baba'nın tüm Macaristan'da tanındığını söyledi. –
Gül Baba isminin, vefa, cesaret, adalet, fedakarlık, saygı ve sevgi gibi değerlerle özdeşleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanımız, şöyle devam etti: "Zamana meydan okuyan bu türbeye, bize sadece ortak tarihimizi hatırlatan bir ata yadigarı olarak bakamayız. Gül Baba geçmişten daha çok bugünle ve gelecekle ilgilidir. Gül Baba kendisini ziyaret edenlere, adeta tarihin derinliklerinden seslenerek insanlığın bekasının, farklı kültürler arasında karşılıklı saygı, anlayış ve dostluktan geçtiğini hatırlatır. Gül Baba sevginin nefrete, barışın çatışmaya, dayanışmanın bencilliğe galebe çalmasının da sembolüdür."
Cumhurbaşkanımız, "Gül Baba cismiyle aramızda bulunmasa da ismiyle, hatırasıyla, bilgeliğiyle burada yatıyor. Gül Baba, kendisine Türkiye ve Macaristan'da duyulan saygı ile muhabbet ve sevgiyle, güller içinde yattığı bu güzel bahçede hakikatin kutbu olmaya hala devam ediyor. İnşallah gelecek asırlarda da Gül Baba manevi mirasıyla iki ülke dostluğunun nişanesi olmaya devam edecektir." dedi.
Merhum Evliya Çelebi ve farklı dönemlerde türbeyi ziyaret eden seyyahların, Macar halkının Gül Baba Türbesi'nin korunmasına verdikleri önemden bahsettiğini aktaran Cumhurbaşkanımız, Gül Baba Türbesi'nin onca badireyi aşıp tüm güzelliği ve ihtişamıyla bugüne kadar ulaşabilmesinin sebebinin bu ihtimam, itina ve hürmet olduğunu ifade etti. –
Farklı ve güçlü bir restorasyon gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını aktaran Cumhurbaşkanımız, şu değerlendirmelerde bulundu: "İnanıyorum ki bu mübarek mekan, gelecek kuşaklar tarafından da büyük bir ihtimamla korunacak ve Türk-Macar dostluğunun en kıymetli sembollerinden biri olmaya devam edecektir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının büyük katkılarıyla ve Macaristan yönetimiyle birlikte gerçekleştirilen bu son restorasyon türbeye yepyeni bir çehre ve estetik değer kazandırdı. Türbe külliyesi, bahçe düzenlemeleri ve iç mekanlarıyla çok farklı ve göz alıcı bir görünüme kavuştu. Gelenekle moderni başarıyla sentezleyen bu projenin, Tuna'nın güzelliğine güzellik, Budapeşte'nin ihtişamına ihtişam kattığına inanıyorum."
Macaristan'daki ortak tarihi ve kültürel miras örneklerinin sadece Gül Baba Türbesi'nden ibaret olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanımız, iki ülkenin kadim dostluğunu, dayanışmasını ve ortak tarihini temsil eden pek çok eserin bulunduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanımız, Zigetvar, Peyç, Eğri, Şikloş gibi kentlerde de Osmanlı döneminden kalma pek çok tarihi yapının olduğuna işaret ederek, şöyle dedi: "Macaristan bunları korumakla sadece tarihini değil insanlığın ortak kültürel mirasına da sahip çıkmakta ve başka birçok ülkeye de örnek olmaktadır. Bu tutumundan dolayı Sayın Başbakan Orban'ın şahsında Macaristan hükümetine şahsım, milletim adına çok teşekkür ediyorum. Türkiye olarak bu çabalarında Macaristan'a bugüne kadar güçlü destek sağladık, sağlamaya devam edeceğiz. Bölgesel barış ve istikrara yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde iş birliğimizin çok daha büyük önem kazandığına inanıyorum. Dini, etnik ve kültürel farklılıkları kaşıyarak insanları birbirine düşürmeye çalışanlara inat biz, Gül Baba'nın kutlu mirasına sahip çıkarak, dayanışmanın dilini konuşacağız. Yaklaşık 500 yıl önce Gül Baba'nın yaptığı gibi bu topraklara husumet tohumları yerine sevgi tohumları ekeceğiz."
Cumhurbaşkanımız, "Türk-Macar iş birliği Gül Baba Hazretlerinin manevi gölgesi altında kök salmaya devam edecektir. Açışını yaptığımız Gül Baba Türbesi'nin Macar halkı ve Budapeşte için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bu abidevi eserin iki ülke arasındaki dostluk bağlarının daha da pekişmesine vesile teşkil etmesini temenni ediyorum." ifadesini kullandı.
Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, Gül Tepesi (Rozsadomb) olarak bilinen bölgede yer alan Gül Baba Türbesi, 2014 yılında imzalanan protokolün ardından Türk – Macar ortaklığıyla restore edildi. Restorasyon kapsamında, türbenin onarımı, iç mekân ile çevre düzenlemesi yapıldı. Ayrıca yeni bir Gül Baba Müzesi de Türbenin yanına inşa edildi.
Budin’in Manevî Bekçisi” Gül Baba
Esas ismi Cafer olan Gül Baba, Veli Baba Dergâhı’na mensup bir Bektaşî dervişiydi. Gittiği her yerde Gül Baba diye anılırdı. İnsanlara irşad etti, seferlere katıldı, şanı gittikçe yayıldı.
Kanuni Sultan Süleyman, bu gözü pek, yiğit dervişe haber salıp, Macaristan’a davet etti. Orduya ışık olan Gül Baba, Budin Seferi’ne katıldı. 2 Eylül 1541’de vefat etti. Cenazesi, Macaristan’da bugünkü yerine defnedildi. Gültepe’deki kabrinin üzerine bir türbe inşa edildi. Daha sonra da türbenin yanına onun adını taşıyan bir tekke kuruldu.
Gül Baba Türbesi, yüzyıllar içinde çeşitli değişimlerden ve dönemlerden geçti. Türbe ve Gül Baba’nın aziz hatırası yüzyıllar boyunca Türk–Macar dostluğunun bir simgesi olarak korunup, yaşatıldı.
1914’te tarihi eser olarak tescil edilen Gül Baba Türbesi, 1962’den itibaren de müze olarak ziyarete açıldı.
Gül Baba’nın Aziz Hatırasında Restorasyon Süreci
1987 yılında düzenlenen “Uluslararası Mimarlık Kampı” bölgeyi çalışma konusu olarak ele almış, önerilerde bulunmuş ancak hiçbiri hayata geçirilmemiştir. TİKA, devam eden yıllarda yapılan çalışmaların ardından geçen sürede tarihi yapıda temel eksiklikler ve hasarlar gözlemlemiş, bölgede geniş çaplı incelemelerde bulunarak 2016 yılında restorasyon çalışmalarını başlattı. 2016’da TİKA tarafından başlatılan Gül Baba Türbesi’nin restorasyon çalışmaları sonucunda Türk – Macar uzmanların oluşturduğu bir ekip ile birlikte türbenin onarımı, iç mekân tadilatı, çevre düzenlemesi yapıldı.
Gül Baba Müzesi
TİKA, tarihi mirasın korunması amacıyla restorasyon çalışmalarını tamamlarken, tarihi değerlerimizin yaşatılması için yeni bir müzenin inşasını gerçekleştirdi. Gül Baba Müzesi’nin bir kültür merkezi olarak sürekli yaşayan bir mekân olması amacıyla ziyaretçiler için kafeterya ve müze planlanmış, ayrıca çeşitli etkinlik ve toplantıların düzenlenebilmesi için de toplantı salonları ile çok amaçlı salon hazırlatıldı.
Türbenin hemen yakınında bulunan Gül Baba Sokağı aslına uygun bir şekilde yenilendi. Türbenin girişinde bulunan Gül Baba heykeli ise yenilenen bir kaide üzerinde muhafaza edildi.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde Macaristan Başbakanı Sayın Viktor Orban ile görüşmesinin ardından başlatılan çalışmalar neticesinde, Gül Baba, Türk – Macar dostluğunun sembolü olmaya devam edecek ve onun mirası gelecek nesillere aktarılacak.
Gül Baba Türbesi Restorasyonu ve Müzesi hakkında hazırlanan tanıtım kitapçığına erişmek için tıklayınız.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Pakistan'ın Talagang kentindeki Beytüsselam Eğitim Vakfı'nda medya ve robot laboratuvarı açtı.
Laboratuvarın açılışına Türkiye'nin İslamabad Büyükelçisi İhsan Mustafa Yurdakul, TİKA İslamabad Koordinatörü Mehmet Emre Aktuna ile çok sayıda öğrenci katıldı.
Yaklaşık 700 öğrencinin faydalanabileceği laboratuvarın açılışında konuşan Yurdakul, "Türkiye ile Pakistan arasında geçmişi uzun yıllara dayanan bir kardeşlik ilişkisi bulunuyor. Son dönemde ülkemizden yapılan üst düzey ziyaretler de ülkelerimiz arasındaki güçlü siyasi ilişkilerin bir göstergesidir." diye konuştu. Yurdakul, Türkiye'nin Pakistan'ı özellikle eğitim ve kültür alanında desteklemeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Beytüsselam Eğitim Vakfı Direktörü Müfti Vakar da yaptığı konuşmada TİKA'ya teşekkür ederek, "Kırsal ve geri kalmış bölgelerden çocukların eğitim aldığı kurumumuza yapılan bu bağıştan dolayı kardeş ülke Türkiye'ye teşekkür ederiz. Bu laboratuvar iki ülke dostluğunun bir sembolü olacak ve burada daha kaliteli bir eğitim vermemizi sağlayacak." ifadelerini kullandı.
Pakistan'da öncelikli alanlardan olan eğitimdeki yenilikler TİKA'nın da öncelikleri arasında bulunuyor. TİKA, ülke genelindeki okullarda fiziki şartların düzeltilmesi, eğitim araç ve gereçleri dağıtımı ve iş eğitimi gibi alanlarda çalışmalar yapıyor.
Hanımefendi Emine Erdoğan Macaristan’da Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğinde Türk-Macar işbirliğinde Kenya'da yürütülen sağlık faaliyetlerine ilişkin programa katıldı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Macaristan ziyaretine eşlik eden Emine Erdoğan, Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader'in eşi Anita Herczegh ile bir araya geldi. Herczegh ile Macar kültürünün sergilendiği defileyi izleyen Emine Erdoğan, daha sonra Semmelweiss Üniversitesi'nde TİKA'nın desteğiyle Türkiye ile Macaristan eş güdümünde Kenya'da yürütülen sağlık faaliyetlerine ilişkin programa katıldı. Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Bu uygulama, Türkiye ile Macaristan'ın sağlık alanındaki tecrübelerinin, Afrika'ya aktarılması açısından bir ilk olma niteliğini de taşıyor. Sağlık alanındaki çok taraflı işbirliğinin ne kadar verimli olabildiğini gösteren bu başarılı tecrübe, başka projeler için de ilham kaynağı olacaktır." dedi.
TİKA koordinasyonunda 15 Türk, 5 Macar, 61 Kenyalı olmak üzere toplam 81 kişiden oluşan sağlık ekibi ile gerçekleştirilen “Kenya Sağlık Hizmetlerini Destekleme Programı” kapsamında; ağız ve diş sağlığı branşında 1.000 muayene, 875 ağız-diş operasyonu; göz branşında 2.000 göz sağlığı taraması, katarakt başta olmak üzere 175 göz ameliyatı; jinekoloji branşında 20 ameliyat, üroloji branşında 10 ameliyat, pediatri branşında 35 ameliyat, genel cerrahi alanında 20 ameliyat gerçekleştirildi. Bunların yanı sıra 75 acil durum vakasına müdahalede bulunulurken 175 Kenyalı tıp fakültesi öğrencisi ve pratisyen hekime de uygulamalı eğitim verildi.
Program ile Kenya halkının sağlık hizmetinin ve yaşam kalitesinin artırılması kapsamında yaklaşık 4.500 kişiye sağlık hizmeti sunuldu. Türk, Macar ve Kenyalı doktorlar tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmalarla karşılıklı tecrübe paylaşımı ve bilgi aktarımına imkân sağlayan program Kenyalı doktor adaylarına alanlarında tecrübe kazanma fırsatı da verdi.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen ve ana teması "Katılım Finansın Ekonomi Politiği" olan Uluslararası Sigortacılık, Bankacılık ve Finans Sempozyumu (IIBF), TİKA’nın da desteğiyle Grand Ankara Otel'de gerçekleştirildi.
PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kenan Bozgeyik sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, bankacılık sektörünün Türkiye'nin gelişimine paralel olarak büyüdüğünü belirterek, "Son dönemdeki ulusal ve uluslararası saldırılar karşısında bile bankacılık sektörümüz kayıp vermeden bu süreci doğru bir şekilde yürütmüştür." dedi.
Mevcut finansal sistemin ekonomik kalkınma ve gelişimi destekleme ve ekonomik refahı toplumun geneline yayma noktasında eksik kaldığını ifade eden Bozgeyik, bu nedenle İslami finans uygulamalarının hızla yayıldığını anlattı. Bozgeyik, 2020 yılına kadar İslami finans sektörünün ortalama yüzde 10 büyüyeceğine işaret ederek, Türkiye'nin katılım bankacılığı alanında arzu edilen noktaya henüz gelemediğini dile getirdi.
İslami bankacılık alanında yeni açılımlara ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Bozgeyik, şöyle konuştu:
"Şube açısından bakıldığında İslami bankacılığın Türkiye'de önemli bir yetersizliğinin olduğunu görüyoruz. PTT olarak küresel tecrübemizle birlikte bu ülkenin bankacılık, sigortacılık ve finans alanındaki yapmış olduğu çalışmalara da katkı sunmak üzere çok önemli adımlar atmaktayız. Bankacılık alanımızı genişletirken 'İslami bankacılık alanında neler yapabiliriz?' diye son 1 yıldır bütün ekiplerimiz çalışmakta. Ülkenin belli bölgelerindeki ulaşılabilirlik anlamındaki açığı PTT'nin kapatacağını düşünüyoruz. Halkımızın bankacılık ve sigortacılık alanında ulaşamadığı hizmetlere katkı sağlamak adına PTT olarak biz de bir değer koymak, bunu da katılım bankacılığı adı altında Posta Katılım Bankasını kurmak gibi bir çalışmanın içersindeyiz. Bu çalışmayı önümüzdeki dönem sizlerle paylaşmış olacağız. Toplumun büyük hassasiyet duyduğu faizsiz sistem bence Türkiye için de çok büyük bir fayda sağlayacak."
"Katılım bankacılığı girişimcilerin yanında"
Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz de katılım bankacılığı sektörünün esnek ve emniyetli bilanço yapısının 1997 Ortadoğu, 2001 Türkiye ve 2008 global krizlerinde kendini sağlam bir bankacılık modeli olarak gösterdiğini söyledi.
Türkiye'nin küresel ekonomide etkili bir oyuncu ve bölgesel süper güç olma yolunda ilerlediğinin altını çizen Akyüz, "İstanbul bir finans merkezi olacaksa katılım bankacılığı ve faizsiz finans ekosistemi tamamlayıcı bir unsurdur. Katılım bankacılığı, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu zorlu şartlar altında her zaman olduğu gibi ülke ekonomisinin ve girişimcilerin yanındadır." diye konuştu.
Akyüz, katılım bankacılığında sürdürülebilir büyümeyi hedeflediklerine dikkati çekerek, fon toplama tarafında ürün çeşitlendirmesiyle kaynak oluşturmaya gayret ettiklerini aktardı.
Kira sertifikası ihraçlarının da başarılı bir şekilde devam ettiğini ve bu menkul kıymetin Türkiye sermaye piyasasında etkin bir rol almaya başladığını vurgulayan Akyüz, şöyle devam etti:
"Ülkemizde 17 senedir hakim olan güven ve istikrar ortamı, sağlam temellere dayanan ekonomi anlayışı sayesinde katılım bankalarımız da önceki yıllarda olduğu gibi güçlü büyüme potansiyellerini sürdürüyor. Bu nedenle tanıtımını, uygulanabilirliğini, yetişmiş insan gücünü, hizmet ve ürün çeşitliliğini geliştirme gayreti içindeyiz. Ekonomik krizlere dayanıklı, müşterilerin her türlü finansal hizmet ve ihtiyaçlarını faizsizlik prensibine göre yerine getiren bir bankacılık ve finans modelini oluşturmaya çalışıyoruz. Bankacılıkta sermaye gücü olmazsa olmaz, dolayısıyla bu sektörün gelişmesi ve finans sektöründen hak ettiği payı alması için daha çok oyuncunun, girişimcinin bu sektöre itibar etmesi lazım. Sermaye tabanını büyütme mecburiyetimiz var."
"Yeni paradigma üretme sancısı yaşıyoruz"
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin de dünyada devlet sisteminde, yönetim anlayışında ve ekonomik değişim araçları üzerinde yepyeni bir değişim yaşandığını belirterek, "Katılım bankacılığında ekonomideki değişim araçlarının ve bunları saklama yönteminin, insan hakları, hukuk ve değerlerle oluşturduğu katkı üzerinden yepyeni bir paradigma üretme sancısı yaşıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Sektöre yeni aktörler girdikçe onların kendi değerlerinin sistem içinde yerini almaya başlayacağını ifade eden Tekin, şunları kaydetti:
"Tamamen emperyal bir çağrışım yapan küreselleşme ve onun yarattığı değer yoksun kavramlar yerine, her ülkenin kendi medeniyet değerlerine uygun yepyeni çözüm önerileri tartışılıyor. Katılım bankacılığını bu anlamda bir paradigmanın kırılması olarak görüyorum. Bunu da biz akademisyenlerin gündeme taşıması gerekiyor. Nasıl bir alternatif üretebiliriz, niye buna ihtiyaç duyuluyor, bunun tartışmasının da yapılması gerekiyor."